Düşman, Tüketim Toplumudur | Bielog | Bersay İletişim Platformu Blogu

Düşman, Tüketim Toplumudur

28 Şubat 2010 - Yazar: Bersay İletişim Enstitüsü - Kategori: Söyleşiler
Etiketler: , , ,


JACQUES COUSTEAU I BATI TELEVİZYONLARINI ‘60’LI VE ‘80’Lİ YILLAR ARASINDA İZLEMİŞ OLAN HERKES JACQUES COUSTEAU’NUN YEDİ DÜVELİ DOLAŞMIŞ OLAN CALYPSO ARAŞTIRMA GEMİSİNDEN YÜRÜTÜLEN ÜNLÜ “SUALTI SERÜVENLERİ”NİN HAYRANI OLMUŞTUR. ŞAŞIRTICI OLMASA GEREK; DOĞAL ÇEVRE İLE SON DERECE İÇLİ DIŞLI OLAN COUSTEAU, YAŞAMININ İLERİKİ YILLARINDA, SANAYİLEŞME İLE TÜKETİCİLİĞİN BEDELLERİ ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLADIĞINDA KÖKTENCİ BİR EKOLOJİST OLMUŞTU. 1997 YILINDA KAYBETTİĞİMİZ BU ÜNLÜ OKYANUS BİLİMCİYLE 1996 YILINDA, PARİS’TEKİ COUSTEAU TOPLULUĞU BÜROSUNDA NATHAN GARDELS’IN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SÖYLEŞİNİN BİRİNCİ BÖLÜMÜNÜ YAYIMLIYORUZ.

Nathan Gardels: 85 yaşındasınız ve bu yüzyılın neredeyse tamamına tanıklık ettiniz. Bu zamanın çoğunu da denizleri keşfetmeye, Yeryüzü’nün çevre koşullarını anlamaya adadınız. Sizin gözünüzde, 20. yüzyıldaki başlıca değişiklikler nelerdir?

Jacques Cousteau: Herhalde insanlığın 20. yüzyılda yaptığı tahribat, tüm tarih boyunca yaptığından fazladır.

Hasarın büyük bölümünden iki kaynak sorumludur – nüfus patlaması ile istismarcı ekonomi anlayışı.

Günümüzde, Yeryüzü’nde beş milyar altı yüz milyon insan yaşıyor. 60 yıldan kısa süre içinde – 2050 yılına dek – bu sayı 10 milyara varacak. Günümüzdeki can alıcı gerçek bu.

Bu büyümeye eşlik edecek olan tüketim patlaması da yeryüzü kaynakları üzerinde ölümcüle yakın bir etkide bulunacak. Endonezya gibi çok kalabalık yerlerde doğum oranları düşüyor olsa da, bu yalnızca 21. yüzyılın ikinci yarısına ilişkin umutlarımızı biraz artırıyor. Günümüzde dünyanın yüzde 60’ı 16 yaşından küçük olduğuna göre, 2050 yılından önce bir olumlu değişiklik olması mümkün değil. Onların da çocukları olacağına göre, dünya nüfusu da ikiye katlanacak.

Komünizm ile kapitalizm arasındaki kavgayla 50 yıl geçti. Komünizmin çöküş nedeni apaçıktı: planlı, merkezi bir sistem, piyasanın gerekleriyle uyuşmuyordu. Batılılar, bu gerçekten büyük keyif alıyorlardı. Oysa büyük hata yapıyorlardı.

Liberal ekonomi iyidir, ama liberal bir ekonomi – ya da arz talep yasasına göre işleyen serbest girişimcilik – ile piyasa sistemi arasında büyük fark vardır. Piyasa sistemi, bugün yaşadığımız haliyle, gezegene herşeyden çok zarar veriyor, çünkü bu sistemde herşeyin bir fiyatı var, ama hiçbir şeyin değeri yok. Uzun vade, bugünkü piyasa koşulları için bir şey ifade etmediğinden, gelecek kuşakların yazgısı da ekonomik denklemlerde hesaba katılmıyor.

Fiyat ile değer arasındaki bu hayret verici karışıklık nedeniyle, ekonomik yaşam, gerçeklikle arasındaki bağları temelden koparmış durumda; bir soyutlamaya döndü. Piyasa sistemi, varolan şeylerle ilgilendiğinden çok varolmayan konularla ilgileniyor. Aslında spekülasyonun spekülasyonundan başka bir şey olmayan Finansal “türevler” piyasanın gerçeklikten uzaklığını özetliyor. Gerçek değer oyun dışında bırakılmış durumda. Artık gerçeğin bir önemi yok.

Dolayısıyla, yağmur ormanlarındaki tür çeşitliliğini ya da varolması bin yıllar almış denizleri yok etmekle kalmıyor, acil kazançlarımız uğruna geleceğimizi de satıyoruz.

Örneğin kutuptaki buzul tabakaları, bugün küresel ısınma nedeniyle eriyor. Fosil yakıtların kullanılmasının sonuçlarını hesaplarken, o buzulun dünya ısısını ve deniz seviyesini istikrarlı tutmadaki önemi ya da değeri düşünülmüyor; kıyılardaki tüm canlıların yaşamı ona bağlı olsa bile, bunu hesaba katmak anlamlı bir öneri olarak kabul edilmiyor.

Kısa dönemli hesaplara dayanarak gerçekleştirilen yağma listesi çok uzundur: radyoaktif atıklar, nükleer silahların yaygınlaşması, nükleer malzemelerin karaborsada satışı, sel alanlarına inşaat yapılması, Aswan Dam’ın mevsim ritimleri üzerine araştırmasına benzer tasarıların sonuçları, Bhopal ile Seveso’daki kimyasal felaketler. Toprak erozyonu ile denizlerdeki yaygın kirlilik, doğal çevredeki bozulmanın daha da tehlikeli biçimleridir.

Para, alışveriş için harika bir araç olabilir, ama gezegen için son derece büyük bir tehlikedir. Bugün piyasa, bir yandan perakende olarak aklıselimlik satmakta, bir yandan da toptan bir çılgınlık üretmektedir.

Gardels: Ekolojik yıkım kötü niyetli adamların sinsi tasarılarından değil, gündelik yaşamdaki bayağı uygulamalardan, araba sürmekten, plastik torbalar kullanmaktan, birkaç hayvanı besleyebilmek için ağaçları kesmekten kaynaklanıyor. İşin perakende aklıselimlik kısmı bu.

Bu gündelik alışkanlıklar, insanların kendilerini neredeyse dinsel bir biçimde kısıtlamayı kabul edecekleri devrimsel bir zihniyet dönüşümü olmadan değiştirilebilir mi?

Cousteau: Sabahtan akşama kadar gereksinmesi olmayan eşyayı almaya zorlanan bir insan, nasıl kendine hakim olabilir?

Kendi üzerimde bir deney yaptım. Bir gün Paris’te, kışın saat sabah 7’de evden çıktım ve akşam 7’de eve döndüm. Elimde bir sayaç vardı. Beni herhangi bir şeyi satın almaya teşvik eden herhangi bir reklama maruz kaldığım anda sayaca basıyordum – günün sonunda, sayaçtaki rakam 183’tü.

Günün her anında “Şunu al, kadınlar senin için deli olsun” mesajıyla dövüldüğünüz bir durumda, nasıl kendinizi denetleyebilirsiniz? Gereksinmesi olmadığı halde pek çok şey satın alan zavallı adamı affediyorum. Nasıl dirensin?

Yıkıcı tüketiciliği denetim altına almak birey olarak kişilerin değil, toplumun görevidir. Bir tür ekolojik devletçiliği savunuyor değilim. Hayır. Ama araba sürerken kırmızı ışık gördüğünüzde durursunuz. Kırmızı ışığı, hürriyetinizi sınırlama çabası olarak görmezsiniz. Tersine, onun, sizi korumak için konduğunu bilirsiniz. Neden aynısı ekonomide de geçerli olmasın? Oysa yok.

Sorumluluk bireylerin omuzlarında değil, toplumun kurumlarındadır.

Yazarın Diğer Yazıları 1

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Etiket Bulutu

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive