Güneş Bayrak

“En uzağa sen gittin, en güzel ritmi sen buldun…” sözleri Ayhan Sicimoğlu için yazılmıştır. Çünkü hep en uzaklara “O” gitmiştir ve en güzel ritimleri “O”  yaratmıştır.

İstanbul Caz Festivali kapsamında gerçekleştireceği konser öncesi, haftasonu buluşup, sohbet etme fırsatım oldu. Hem konserlerinden hem de çıkmasını heyecanla beklediğimiz albümünden bahsetti. Yeni albümünde yer alması muhtemel parçalarını dinledik ve diğer parçalarında olduğu gibi bu parçaların da “hastası” olduğumu söyleyebilirim.

MFÖ’nün “deli deli kulakları küpeli” ve “sen neymişsin be abi” şarkılarını size yazdıklarını biliyoruz. MFÖ ve müzik ile olan hikayenizden kısaca bahseder misiniz?

1976′da ‘İpucu’ diye bir grubumuz vardı. Grubun isminin hikâyesi ise şöyledir; Aramızda konuşurken hep, ‘bu bizim için çok güzel bir ipucu’ derdik. Grubun adı ne olsun diye düşünürken en çok ‘ipucu’nu kullanıyoruz o zaman grubun adı İpucu olsun dedik. Listelerde İpucu 5’lisi olarak anıldığımız dönemde, Mazhar, Fuat, Özkan ve Galip (Boronsu) ile beraber keyifli zamanlar geçirdik.

Müziğe Tarsus Amerikan Koleji’nde okurken başladım. Daha sonra İngiltere’ye fotoğrafçılık üzerine eğitim almaya, oradan İtalya’ya moda fotoğrafları çekmek için gittim, orada bir akşam Toni Esposito ile çaldık, İtalya’dan Londra’ya döndüğümde, Toni Esposito arayarak İtalya’da turne teklifinde bulundu. Ben de teklifini kabul ederek İtalya’ya döndüm ve birlikte turneye çıktık. Daha sonraki dönemde ise Afrika’da Kanarya Adaları’nda bir müzik kulübünde  kısa bir süre müzik direktörlüğü yaptım. Ardından tekrar Türkiye’ye döndüm.

 

Genellikle projeler yapıyorsunuz, konserlerinizin bir hikâyesi oluyor. 14 Temmuz’daki konserinizden biraz bahseder misiniz? Laura Fygi ile beraber sahne aldınız? Sizi en son Celia Cruz Revisted projesi ile izledik. Bu projeniz devam edecek mi?

Celia Cruz gibi bir de ‘Yeni Küba – Eski Küba’ projem var. ‘Cuba Vieja ve Cuba de hoy orjinal adı. İki bölümden oluşan bu projenin ilk bölümü eski ikinci bölümü ise yeni Küba şarkılarından oluşuyor. Öte yandan Laura ile 14 Temmuz’da 17nci Uluslararası İstanbul Caz Festivali kapsamında, Esma Sultan Yalısı’nda sahne aldık. Yepyeni bir proje ile Laura Fygi misafirimiz  ve İlk kez bir araya geldik. Keyifli bir birliktelik oldu.

Konser öncesinde konsantre olmanızı sağlayan herhangi bir şey yapıyor musunuz?

Sahne öncesi bizim için bir ritüeldir. Sahneye çıkmadan önce hepimiz el ele tutuşup gözümüzü kapatıp vücudumuzu arındırmaya çalışırız. Streslerimizden ve endişelerimizden kurtulmak için, ufak shot romlar gelir, ilk yudumu eski müzisyenlerin ruhu için yere dökeriz. Müzik ve aşk tanrıçası olan ‘Santa Cecilia’ya bizi koruması için dua eder ve diğer shot romları da içeriz. İçki içmeyenler shot bardağını öpüp yukarı kaldırır.

Kızınız Ayşe Sicimoğlu, Paris’te yaşıyor ancak zaman zaman beraber projeleriniz oluyor. Daha önce İstanbul Caz Festivali’nin açılışında beraber sahne aldınız, birlikte başka projeleriniz olacak mı?

Ayşe Opera eğitimi alıyor, bu anlamda bir araya gelmemiz zor oluyor ama daha önce Friends&Familys albümünde kendi yazdığım bir hikayede opera okumuştu. Rodrigo Rodrigues ve Fahir Atakoğlu da eşlik etmişlerdi. Bunların dışında yeni albümüm de baba-kız aşkını anlatan bir parçam olacak.

 Çok keyifli bir program yapıyorsunuz. Genç iletişimcilere tavsiyeleriniz var mı ?

En son Sakız Adası ile ilgili bir program yaptık. Sakız Adası’na gittiğimde ada ile ilgili hiçbir fikrim yoktu, önce kütüphaneye oradan odama çekildim ve ada hakkında yazılmış yazıları, hikayeleri sabah 5′e kadar okudum. Ertesi gün programda sakız ağacının neden adanın sadece bir bölümünde yetiştiği ile ilgili bilgim vardı ve rahatlıkla anlatabiliyordum. Dolayısıyla önce biz merak etmeliyiz ki doğru bir şekilde aktarabilelim.

İletişimde kendimi karşımdakinin yerine koyuyorum. Karşımdaki kişinin içine ışınlıyorum. Sizi nasıl anlarım diyorum. Balıkçılık gibi. Usta bir balıkçı gibi sizi nasıl çekmeliyim. Hedef kitle konusunda farklı kesimlere hitap ettiğimi düşünüyorum. Geçen gün bir e-mail aldım.

“Sabah 5′te spor yaparken sizi izliyordum ancak programınız yüzünden sporumu yarıda kesip sizi izlemeye başladım. Soslu makarnayı yıllardır yanlış yaptığımı fark ettim.” Maili yazan Rahmi Koç’tu. Aynı gün taksiye bindim, taksici “eşim sizin hastanız abi” diyerek sürekli benim programımı izlediğinden bahsetti. Yani toplumun her kesimi tarafından takip ediliyorum. Sadece anlatmak istediğimi anlatıyorum.

Son dönemde televizyondaki programlara baktığımda çok şaşırıyorum. Çoğu insan kafa dağıtmak için izlediğini söylüyor. Ama bu spor yapmak gibidir. Spor yaptığın zaman adrenalin salgılanır ve spor sonrası daha enerji dolu hissedersiniz.  Genel düşünce ise, işte çok yoruluyorum,  eve gelince kafamı dağıtan program izlemeliyim diyorlar. Televizyon izlerken ne izlediğini bilmeden değil, bilerek izlersen o seni daha çok bağlar ve beynini boş bilgilerle doldurmaz. Her bilgi yeni bir kapı açar ancak gereksiz bilgiler sizi yorar.

 

Çok güzel yemek yaptığınız gibi özel yemek tarifleriniz de var, Bersay İletişim Enstitü’sü için kendinize ait bir tarif verebilir misiniz?

O zaman sizler için bir limonata tarifi vereceğim.

  • Bir adet limonu rendeleyin.
  • Diğer limonları güzelce yıkadıktan sonra, parmak kalınlığında doğrayın. Rendelenmiş limon dâhil hepsini geniş bir salata kabına koyun.
  • Limonların üzerini şekerle kapatın. (ben esmer şeker kullanıyorum)
  • CD çalarınıza caz veya bir Küba müziği yerleştirin. Klasik müzik de olabilir. Ama house ya da elektronik müzik tercih etmeyin çünkü bu tür müzikler limonların acımasına neden olur.(Albümü 2 kez dinlerseniz limonlar için daha iyi olacaktır)
  • Limonların su verdiğini göreceksiniz.Bir süzgeç yardımıyla başka bir kaba alıyorsunuz, limonları iyice sıkıp tüm suyunu bu kaba aktarıyorsunuz.
  • Hepsini tekrar süzgeçten geçirip bol buz ekliyorsunuz.
  • Bardağınıza alırken 1 adet nane ve rendelenmiş kabukları içerisine ekliyorsunuz.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

  • merak ettiğimiz herrşeyin sorulmuş olması süper! Hikayeler ve olaylar efsane, mükemmel bir röportaj olmuş , tebrikler!

    ezgersln / 20 Temmuz 2010, 21:08

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive