Zafer Büyük. Ama… | Bielog | Bersay İletişim Platformu Blogu

Zafer Büyük. Ama…

31 Ağustos 2010 - Yazar: Prof. Dr. Ali Murat Vural - Kategori: Genel

Kamuoyu

Prof. Dr. Ali Murat Vural

 “Büyük Zafer”in, eş deyişle Kurtuluşumuzun 88. yılını kutluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetler Günü de deniliyor bu gün için. Ülkemizin en eski, en önemli, en itibarlı kurumlarından birisi ve hassasiyet değeri yüksek bir meslek olması nedeniyle, Silahlı Kuvvetlerimiz elbette zaferimizin kahramanı, ulusumuzun baş tacıdır. Tabiki bugün, askerlerimizin de en özel günüdür. Ancak, unutulmaması gereken, zaferin gerçek sahibinin millet olduğudur.

Zaten asker de yine bu ulusun kendisidir. Askere, davul zurna ile giden başka bir ulusun evlatları var mıdır? Duymadık, görmedik. Düğün halayı ile gidip bayrağa sarılı tabutta dönen bilmem kaç bininci evladı için, “Vatan sağolsun” diyen bir ulus var mıdır? Yoktur. Peki geçtiğimiz 15 gün önce 26. yılını bitiren teröre, yarattığı acıya, onbinlerce gencin yitip gitmesine, bilmem kaç yüz milyar dolar paranın heba olmasına sabırla katlanan bir millet var mıdır dünyada? Yoktur. Olmaz da. Ya, ağzının tadı kaçmış, mutsuzluğa mahkum olmuş, geleceği belirsizleşip, bölünmenin eşiğine gelmiş olduğu halde, olup biten saçmalıklara, göz boyamalara, boş laflara, yalanlara ve hainliklere böylesine susup, tevekkül getiren bir milette var mıdır şu alemde?

Evet, ortada konuşulması gereken 88 yıl önce kazanılmış bir zafer var. Var ama, ya sonrası? Bu zaferin bu gidişle daha kaç yıl kutlanılabileceğini sanıyorsunuz? Eğer bugün bu soruyu sorma noktasına geldiysek, işte o zaman zaferin sonrasını konuşmak gerekiyor demektir. Ne olmuştur da muhteşem zaferli bir Kurtuluştan ve mucizevi bir Kuruluştan sonra, bugün bölünmeye gelmiş bulunuyoruz. İnanmıyorsanız açın memleketin gazetelerini, izleyin televizyon kanallarını, göreceksiniz ki ipini koparan heyecanla bölünmeyi tartışıyor. Bundandır ki Kürtleri temsil ettiğini söyleyen partinin lideri ile üç beş milletvekili, gaza gelmiş ortalıkta dolaşıyor, nefretle, tehditle ve hatta meydan okumayla bölünmeyi konuşuyor.

Fakat memleket öylesine bir halde ki, aydınımız, savcımız, siyasetçimiz, bürokratımız, polisimiz, askerimiz öylesine muhteşem demokratik olgunluktalar ki, memleketin bölünüşünü demokratik hoşgörü zemininde, hak ve hürriyetlerin kullanımı, ifadenin özgürlüğü olarak izliyorlar.

Neyse, Zaferin 88. yılına dönelim ve şu tarihi hatanın altını çizelim: Ortada var olan zafer, ulusun onurunu koruma, bağımsızlığını kazanma, üstündeki işgale son verme zaferidir. Bu nedenle zafer, gerçek sahiplerine iade edilip, yeni kuşaklar tarafından içselleştirilmesi, bu kuşakların heyecan ve duygu seline dönüşmesi gerekirken, askerlik mesleğini icra etmekte olanların yıllık ve rutin yükselme ve atamaları, Yüksek Askeri Şura Kararları, disiplin cezaları, emeklilik ve görev devir törenleri ile bu törenlerde yapılan konuşmalara indirgenmiş ve böylelikle de mahvedilmiştir. Son 40 yılın kuşağı için hiçbir anlamı yoktur 30 Ağustosun. Anlaşılmamış ve içselleştirilmemiştir, paşalarımızın törenleri sayesinde.

Bu nedenledir ki bugün Ordularımızın komutanlarıyla kedinin fare ile oynaması gibi oynanmakta ama ülkenin bu en vazgeçilemez kurumu için, kamuoyunun kılı bile kıpırdamamaktadır. Daha önemlisi, bırakın kamuoyunu, kamu vicdanının rahatsız olduğu bile şüphelidir. Diyebilirsiniz ki Ordumuzla, komutanlarımızla oynayanlar bizden değil, dışardan. İyi de o zaman onca mücadele vermiş, memleketin dağları uğruna hayatından vazgeçmiş, düşmana kök söktürmüş, iki kuruş maaşa hizmet eden bu adamlara, bu memleketin sahip çıkacak hiç mi kimsesi, kurumu, kuruluşu kalmamıştır? Dışardan birileri oynuyorsa, içerdekiler neden bu oyuna bu kadar sessiz kalıyor o zaman? Çünkü Zaferle ilişkilendirilmiyorlar.

Mesele, askeri geçit törenleri yapmak, tankı topu, jilet gibi komandoyu göstermek, jetlerle taklalar atmak meselesini çoktan aşmıştır. O jetler taklalar atarken, memleket bölünmeye takla atıyorsa, neyin zaferi, neyin bayramı, neyin kutlamasıdır ki bu? Zaferin 88 inci terörün 26 ıncı yılında Dumlupınar’dan, Afyon’dan, Gabar’dan Şemdinli’den on binlerce gencin ruhu kalkmış ordan yuh çekiyorlar hepimize, neyin resepsiyonudur ki bu?

Yazarın Diğer Yazıları 26

Yorumlar

  • Merhabalar Hocam,
    TSK o kadar da temiz değil. Nato ordusu bizim ordumuz. Herkesin bir subay tanıdğı vardır. Herkes bilir ki ABD’den icazet almayan hiçbir subay Orgeneral olmamaz bu melekette. Bunun aksini ispat eden bir örnek bile Türkiye’de yoktur. Emekli olan subaylar sayısız ihanetler anlattılar kitaplar yazıdılar. 300 teröristi sarıp imha etmek üzereyken Ankara’da bir emirle çok teröristin hayatı kurtarılmıştır.

    Bu şu anlama da gelmez: O zaman TSK’yı da Fatulllah Efendinin Cemaati ele geçirsin ve adam etisn. Tabi ki buna karşıyız. Ama önce teşhisi doğru koymamız gerekir. Artık TSK kimsenin uydu ordusu olmasın. Türk Ordusu, türk milletinin emrinde olsun.
    Şuan hükümetimiz tüm günahı orduya yıkıyor. Ama kimse demiyor ki “kardeşim bu memleketi TSK mı yönetiyor yoksa T.C Hükümet mi? ” Türkiye’deki her türlü sorundan hükümet sorumludur. Anayasa’nın özünde bu var. Terörle ilgili bir sorun çıktığından ne zaman Milli Savunma Bakanı çıkıp hesap verdi ya da sorunun çözümüne yönelik hesap sordu. Tabi ki bunlar olmadı. Öyleyse bizim memleketçe sorunumuz: Yönetim Sistemimizin sağlıklı çalışmamasıdır. Türkiye’nn yönetim sorunu vardır.

    AKP hükümetinin çok iyi yaptığı bir şey var: Kendisi için tehdit gördüğü kurumların hatalarını çok iyi kullanıyor. Ve bunu iç sayette hep propaganda aracı olarak kuruyor hem de hedef aldığı kurumu etkisiz hale getiriyor. Özetle AKP propaganda ve poltikayı gereğinden çok daha iyi yapıyor. Sistemin açıklarını kullanıyor, sisteme sızarak sistemin ta kendisi oluyor. Ş

    AKP’yi dengeleyecek bir parti şuan olmadığı için bu durumun böyle davam edeceğini inanıyorum. CHP ve diğer partilerde şuan için hiçbir umut yok. Şuan milliyetçi bir parti(mhp gibi hadım edilmiş ve içi boşaltılmış bir milliyetçilikten bahsetmiyorum)
    2011′de maclise girmesi olası .O zaman AKP biraz dizginlenecektir. Artık bakıp göreceğiz. Kürtlere yapılan inanılmaz tavizler ülkenin çoğunluğunda derinden bir rahatsızlık yaratıyor. O zaman AKP biraz dizginlenecektir.

    AKP’nin bilerek ya da bilmeyerek beslediği milliyetçilik gelecekte Kürtlerin geçmişte ermenilerle aynı kaderi paylaşmalarına neden olacağa benziyor. Çünkü artık Türkler arasında da “kürtlerle yaşamak istemiyoruz” sesleri derinden hissedilmeye başladı. İstanbul ve diğer büyük şehirler yaşayan kürtlerin(zenginler dahil) sürülmesi artık fantaziden çok bir zorunluluk halini aldı. Çünkü başka çözüm yolu yok.

    Murat Ödünç / 06 Eylül 2010, 02:54
  • Sayın hocam güzel yazınız için tebrik ederim. “Bu yazıyı bir yerden tanıyor gibiyim” derken sizden bir gün sonra,
    http://manisamanset.gen.tr/113-Geregini_yapmak_varken8230.egebilsis adresinde okuduğumu hatırladım. Yeniden baktım, birebir “kopyala – yapıştır” olduğunu gördüm. Emeğe duyduğum saygı nedeniyle bildirmeyi bir borç bildim. saygılar…

    wizardnet / 07 Mart 2012, 10:17

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Etiket Bulutu

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive