Yeni Normal Dönem’de Narsist Yönetici Olmak… (1) | Bielog | Bersay İletişim Platformu Blogu

Süheyla Akbulut

Irmak tanrısı Kephissos ile arındırıcı suların bekçi perisi Liriope’nin oğludur Narkissos. Bir kahin, ebeveynine Narsksissos’un dünyada, kendi yüzünü görmediği sürece yaşayacağı kehanetinde bulunur. Zaman geçer, gün gelir, büyür Narkissos. Yakışıklı, güzel bir genç olur. Herkesin gözdesidir. Çok geçmez,  güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün Narkisssos’u görür ve aşık olur ona. Ancak Narkissos bu sevgiyi hiç umursamaz, karşılık vermez. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Tanrılar, Narksissos’un anlayışsıslığına, sevgiye kayıtsızlığına çok kızarlar. Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. Büyülenir: Kendine âşık olmuştur! O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir.

Dünya ekonomisi, son bir yıldır tarihin büyük ekonomik kriziyle tam bir karmaşa yaşıyor. Ekonomiler küçülüyor, ülkeler iflasın eşiğine geliyor, bankalar batıyor, sanayi devi şirketler iflaslarını ilan ediyor, yüzbinlerce, milyonlarca kişi küresel ekonomik dalgalanma nedeniyle işini kaybediyor. Dünyanın önde gelen ekonomist, siyaset ve sosyologları ise ülke ekonomilerini bu noktaya neyin getirdiğine yanıt arıyor.

Bugüne kadar yapılan yorum ve değerlendirmeler ise dünya ekonomisinin yeni bir döneme girdiğinin işaretlerini veriyor. Uzmanlara göre içinde bulunduğumuz dönemin “normalleri” farklı olacak. Şirket değerinden, eleman almaya; yeni iş kurmaktan ücret yönetimine tüm iş süreçlerinin yeniden yorumlandığı “Yeni normal” yaklaşımı, herkesin hızlıca uyum sağlaması gereken bir dönemi işaret ediyor.

Yeni Normal dönem ile birlikte “Verimlilik” ve “Birlikte üretip geliştirmek” iş dünyasında ağırlığını daha da hissettirirken, yönetici ve liderlerlik anlayışında da değişiklikler olması bekleniyor. Örneğin bu yazıya konu olan, global kriz öncesi yüksek prim yapan, tek başına hareket eden narsist kişilik özellikleri taşıyan yöneticilere, yeni bir iletişim dili geliştirilmesini gündeme getiriyor. Bu gereklilik biz iletişimcilerin yanı sıra başta psikologlar olmak üzere danışman, patron, üst düzey yönetici ve liderlerin gündemine sessiz ama derinden giriş yaptı bile…

Neden mi? Çünkü; tüm dünyayı etkisi altına alan global krizde narsist kişilikli lider ve CEO’ların önemli bir paya sahip olduğu artık açık bir dille ifade ediliyor. Öyle ki Wall Street Journal Gazetesi, Narsist Kişilik Bozukluğu Sendromu (N.K.S.B) olan yöneticileri açık olarak krizin gerçek sorumluları olarak gösteriyor.

Narsist yöneticiler “out” mu oluyor?

Bu noktada akla şu soru geliyor: Yorumların gerçekten haklılık payı var mı? Aslında bu sorunun cevabı tamamen narsistlerin kişilik patolojisinde saklı.  Harvard Medical School uzmanı Elsa Ronningstam N.K.S.B’yi şöyle yorumluyor: Her insan kendini sevebilir ve biraz narsist olabilir. Biraz narsist olan kişiler genelde toplumda fark yaratır. Risk almayı severler ve yaratıcılardır. Fazlasında ise dengeler değişir. Narsizm ile N.K.S.B’yi kalın bir çizgiyle ayırmakta fayda var. N.K.S.B karakterini tam olarak oluşturamamış insanlarda görülen bir kişilik bozukluğu ve bir hastalıktır.”

Kendisinden konu hakkında görüş aldığımız Psikolog Ferahim Yeşilyurt ise konuyla ilgili bize şu yorumda bulunuyor:

“Narsistler egoları başarılarla çok fazla şişirildiğinde bir süre sonra büyüklük hezeyanları yaşayabilirler. Bu hezeyanlar kişilerin olayları “nesnel” değerlendirebilme yetilerini köreltir. Diğer taraftan kendilerine gelebilecek her türlü eleştiriyi engelleme çabaları artar. Bir süre sonra çevresindekiler onu eleştiremez olur.  Çünkü sadece iyi olan şeyleri duymak isterler. Eleştirilere çabucak öfkelenebilirler.  Yaşandığı söylenen bir başarısızlığı duymak istemezler. Hitler ve Napolyon’un da başına gelen budur. Körfez savaşı döneminde de Saddam Hüseyin’in de… Saddam kendisine ve ordusuna o kadar güveniyordu ki kesin başarıya kazanacağını düşünüyordu. Muhtemelen çevresindeki bu işin olmayacağını söyleyen  komutanları çoktan yok ettiği için kendisine bunu söyleyecek kimse de yoktu”

Peki neydi onları bu noktaya getiren? Narsist kişilik toplantılarda alınacak kararlarda kendisini belirleyici kabul eder. Kendi doğrularının çevresinde de benimsenmesini ister. Fikir alma ve danışma yönü zayıftır. Fikir alıyormuş gibi göründüğü durumlarda da “mış” gibi yapar, ama kendi fikrini uygular. Hele de aynı zamanda iyi bir konuşmacı tipi ise, siz anlamadan karar hayata geçmiştir bile.

Empati yeteneğinin olmaması iş süreçlerini yönetmekte ciddi bir risk oluşturur. Dahil olduğu kararların getirdiği başarısızlıkların da sorumlusu o değildir. Bundan, ekip ya da çevresindekilerin yanlış uygulamaları, sorumsuzlukları vb. sebeblerden kaynaklanmaktadır. Büyüklük hissi o kadar üst noktadadır ki, başarılar hep onu hanesine, başarısızlıklar da onu anlamayan, sevmeyen, çekemeyen diğerlerinin hanesine yazılmalıdır! En dostça eleştiriden bile rahatsız olur, kendisini eleştirenleri düşman kabul ederler. Baskın bir eleştiri varsa da hesabı günü gelince sorulmak üzere bir kenara yazılır. Çevrelerini ve ekip arkadaşlarını üst düzey ya da kendilerini pohpohlayacak kişilerden seçerler. Bu da verimlilği ve işin kalitesini düşüren en önemli etken olur. Kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf taraflarını kullanmayı severler. Hatta deyim yerindeyse onların açığını ararlar.

Yazarın Diğer Yazıları 18

Yorumlar

  • Ellerine sağlık. Evet, empati meselesi her alanda önemli. Ama burada daha da önemli…

    Mehmet Kara / 29 Mart 2010, 16:07

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Etiket Bulutu

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive