Yaklaşan Meteor Ve Yarının Medyası | Bielog | Bersay İletişim Platformu Blogu

Yaklaşan Meteor Ve Yarının Medyası

18 Ocak 2012 - Yazar: Prof. Dr. Haluk Sahin - Kategori: Genel, Manşet

Gündelik hayatın sıradanlığı arasında gazetelerin yaşamakta olduğu olağanüstü kriz unutuluyor. Aslında, herkesin birbirine sık sık onu hatırlatması lazım:

Şöyle özetleyelim:  Dev bir meteor çarpmak üzere hızla yaklaşmaktadır.  Bu arada gezegen sakinlerinin Sanal Alem adlı başka bir gezegene nakledilmesi tek çare olarak görülmektedir. Yoksa çarpışma ve yokoloş kesin gibidir.

Ama nasıl?   Uzun araştırmalardan sonra, bu taşınma işlemini gerçekleştirecek olan uzay aracı bulunmuş,  adına da “tablet” denmiştir.

(Espriyi harcamamak adına, yazılı basın, kurtuluş ilacını tablet halinde alacaktır da diyebiliriz!)

Krizin boyutlarının farkında olmayan ve “Haydi can filikalarına!” kabilinden  “Haydi tabletlere!” konutunu vermeyen yazılı basın kuruluşları için her geçen gün kayıp bir gündür!

Bu genel görünümü tüm dünya için çizdim.  Yazılı basının internet-temelli yeni medyalar karşısındaki durumu gittikçe daha da zorlaşıyor.  Hastalık sanılandan daha hızlı ilerliyor.

Ancak,  New York Times gibi tabletini nihayet alan hastalardan iyi haberler geldiği de oluyor.

 Bizde de tabletini alanlar var, ancak bizim krizimiz,  katmerli.  Bizim yazılı basınımız yalnızca teknolojik açıdan değil, işlev açısından da ciddi bir krizle karşı karşıya.   Buna güven krizi de diyebiliriz.

Oysa tabletlerin güvenilen hastalarda daha etkili olduğu biliniyor.  Yine New York Times’ı örnek gösterebiliriz.

 Can Çekişen Bir Meslek Üzerine Son Notlar adlı kitabımda bizdeki güven bunalımının nedenlerini anlatmıştım.   Kitabın yazılmasından bu yana geçen beş ay  içinde koşullar daha da ağırlaştı.  Özgür habercilik yapmak daha da güçleşti. Hapishanelerdeki gazeteci sayısı daha da arttı.  Mesleğin ruhunu felç eden oto-sansür illeti daha da koyulaştı;  NTV’dekilerden sonra Doğan Grubu’nda Uğur Dündar’ın tasfiyesiyle televizyon haber merkezlerini de pençesine aldığını iyice belli etti.

 İronik duruma bakın:  Haberciler artık haberden korkuyorlar! Habere koşacaklarına,  haberden kaçıyorlar!  Haber müdürleri, muhabirlerine ve editörlerine “Aman şunu da mutlaka verin!” diye değil, “Aman, sakın ha  şunu vermeyin!” diye haber gönderiyorlar.

Gazetelerin  (Tabii, zaten gazete olmayan ve tek bir gün bile gerçek gazete olmamış olan yayınları kastetmiyorum)  birinci sayfaları uzman gözlerce “Bakalım bugün hangi haberleri vermemişler!” diye okunabiliyor.

Verilmeyen haberler de  ülke hakkında bazı şeyler öğretiyor ama o başka!

                                                                    *

İşte bu ortamda, yani konvansiyonel medyanın kendisinin gönüllü bir bir sansür aracı haline dönüştüğü şu son aylarda,  sosyal medyanın ve özellikle Twitter’ın bir haber kaynağı olarak atak yaptığını görüyoruz.

Elbette bu da Matbu Alem’den Sanal Alem’e  göçün belirtilerinden biri.  Ancak,  bir haber kaynağı olarak Twitter’a duyulan ihtiyacın birden bu ölçüde artması bize özgü faktörlerle ilintili.

Az gittik uz gittik…   Bir zamanlar BBC’nin kısa dalga Türkçe servisinden dinlediğimiz haberleri artık Twitter’dan izliyoruz.  Şırnak Uludere faciası gibi, KCK tutuklamaları gibi, Oda TV duruşmaları gibi…

Zaten teknolojik olarak aşılmış olan konvansiyonel  medya ve özellikle gazeteler habercilik alanındaki normal görevlerini de yapmayınca kendi hastalıklarını ağırlaştırmış, ölümlerini çabuklaştırmış oluyorlar.

Artık, bir yerlerde olaylar patlak verince, gittikçe daha fazla sayıda insan hemen Twitter’a koşuyor acaba ne oluyor diye.  Çünkü orada güvendiği, “takip ettiği”  haber kaynakları var.  “Güvendiği” yani sansür uygulamadığına inandığı.

Oto-sansürün temelinde medyanın çarpık mülkiyet yapısı ile  patronların iktidar korkusu olduğunu herkes biliyor.  Ama acaba,  gazetelerini işlevsiz hale getirmenin bir faturası olduğu da söyleniyor mu bu patronlara?   Bunun sonucunda hem tiraj hem de itibar kaybettiklerinin farkında değiller mi?  Ellerindeki kurumların marka değerinin pikeye geçmiş olması onları ilgilendirmiyor mu?  Ya marka değeri olarak kaybettikleri, iktidarla iyi geçinerek kazanmayı hayal ettiklerinden daha fazlaysa?

Bu sorular 2012 yılına damgasıını vuracaktır.

Ve bu arada;  genç, dinamik, teknolojiye açık ve beklentileri yüksek bir nüfusa sahip olan Türkiye’nin yeni haber kaynakları arayışları da sürecektir.  Hem de hızla.

En başta dedim ya, meteor amansızca yaklaşıyor.

Yazarın Diğer Yazıları 24

Yorumlar

  • Gazeteciliğin aslında bir pazarlama olduğunu ve yaygınlaşan bilgi teknolojileri ile bu gerçeğin çoğu kişi arafından fark edilmesiyle bu sürecin şekillendiğinini düşünüyorum. Geçmişte’de gazeteler propaganda araçlarıydı. Şimdi de öyle. Ama artık 3-4 faklı medya ile bilgileri kontrol edebilyoruz. Bu sayede biraz meraklı olan birey Gazetecilere değer vermemeye başlıyor. Çünkü gazetecinin alternatifi var. O da kendisi gibi bireylerden oluşan Sosyal Ağlar’dan bilgi almayı seçiyor. Artık dedikodu çağı başladı.

    Murat Ödünç / 06 Eylül 2010, 02:17
  • Medyanın aktif bir biçimde çalışması ve halkı bilinçlendirmesi için özgürce haber yapabilmesi gerekir. Baskıcı toplumlarda, kısıtlanan basın özgürlüğü değildir sadece. İnsanların asgari yaşam düzeylerine kadar inebilen bu anlayış, Önce halkın fakirleşme ve durumdan habersiz, geçim sıkıntısı içinde devinen bir toplum olmalarını sağlama şeklinde başlıyor.Daha sonra, aynı kaderdeki başka vatandaşlarla beraber basının da zamanında haber vermediğini baskılara boyun eğdiğini düşünerek ,bu yayın organı hangisi ise, o mecradaki yayıncılığa kulaklarını tıkıyorlar. Yani, habercileri susturmak geç gelen adalet gibidir. Bir gerçeği saklayarak engelleyemezsin. İstisnalar kaideyi bozmaz , kaideler birleşince istisna olur… Habercilikte budur…

    Kerim Dinç / 22 Ağustos 2011, 18:10

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Etiket Bulutu

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive