Basitçe, “deneyimlemek, deneyimleri kaydetmek ve sonrasında da bu deneyimleri paylaşmak” şeklinde kavramsallaştırılabilecek hızlı ve anlık bir kültürü yaşıyoruz. Bu kültür sadece toplumsallıkla bağıntılı bir şekilde kamusal hayatı değil bireysellikle bağıntılı bir şekilde özel hayatı da şekillendiriyor. Dahası kamusal hayatın bitip özel hayatın başladığı çizgi giderek silikleşiyor ve sınırlar ortadan kalkıyor. Bu sınırın ortadan kalkması da mahremiyetin de giderek kaybolmasına neden oluyor. Özel hayat ya da mahremiyet, kişilerin yalnız başına kalabildikleri, istedikleri gibi düşünüp davranabildikleri, başkalarıyla hangi yer, zaman ve koşullarda ne ölçüde ilişki ve iletişim kuracaklarına bizzat kendilerinin karar verebildikleri bir alanı ve bu alan üzerinde sahip olunan hakkı ifade ediyor. Bununla birlikte, insanın günlük yaşantısının çok önemli bir parçasını oluşturan mahremiyet hakkı, başkalarını tamamen dışlamak veya onlarla olan ilişkiyi tümüyle kesmek anlamına gelmemeli. Sadece bir kimsenin, kendi hayatını başkalarıyla ne ölçüde paylaşacağını belirleme hakkına sahip olduğunu ifade etmeli.[i] Ancak bu türden bir “belirleme hakkı” ne yazık ki sosyal iletişim ağlarında pek de mümkün olmuyor.
Geçtiğimiz yılın son günlerinde Facebook’un sadece kullanıcı bilgilerinin mahremiyeti ve gizliliği ile ilgili endişeler nedeniyle değil aynı zamanda bu bilgilerin korunmasında önemli açıkları bulunması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri’nde Federal Ticaret Komisyonu (Federal Trade Commission – FTC) tarafından soruşturulduğu açıklandı. Aslında FTC’nin soruşturması çok daha önce, 2009 yılının Aralık ayında, kullanıcılardan gelen “Facebook’un gizlilik ayarlarında yaptığı değişiklikler hakkında kullanıcıların bilgilendirilmemesi ve/veya rızaları olmadan önemli değişiklikler yapıldığı” şeklindeki şikayetleri nedeniyle başlatılmıştı. Değiştirilen ayarlar nedeniyle kullanıcı bilgilerinin kendi rızaları dışında kamuya açılmış olduğu, üstelik ayarların eski haline getirilmesinin zorluğu yüzünden de kullanıcı mağduriyetlerinin devam ettiği özellikle belirtiliyordu. Web üzerinden yürütülen büyük bir eleştiri fırtınası sonrasında, çok sayıda kullanıcı ve mahremiyet savunucusu gizlilik ayarlarındaki yeni uygulamanın “aldatıcı” olduğu ile ilgili pek çok şikayeti FTC’ye iletmişti. Ancak, yapılan bu soruşturmaya karşın, geçen iki yılın sonunda ortaya bir rapor konulmuş değil ve üstelik gelecekte de böyle bir raporun açıklanacağı ile ilgili net bir bilgi de yok. Yine de FTC tarafından Facebook yönetimine bazı tavsiyeler de iletilmiş durumda. Bu tavsiyeler, en azından Facebook’a yöneltilen mahremiyet ihlalleri ile ilgili şikayetlerin FTC tarafından da kabul edildiğini ve kullanıcı bilgilerinin korunmasının gerektiğini göstermesi bakımından önem taşıyor. Tavsiyeler şunlar:
•Facebook, kullanıcı verilerinin mahremiyetini ve güvenliğini korumak durumundadır ve bu verilere üçüncü kişi ya da kurumlar tarafından erişilebilindiğinde (genellikle bunlar reklamcılar ve uygulama geliştiricilerdir) ise sorumluluğu kabul etmeyecek şekilde gerçeğe aykırı beyanda bulunamaz.
• Bir kullanıcının gizlilik ayar(lar)ını aşacak şekilde kişisel verilerinin, yani bir kullanıcının kendi isteğiyle kamusallaştırmadığı kişisel bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşıldığı muhtemel durumlarda Facebook; bu paylaşım hakkındaki bilgileri “açık ve net bir şekilde kullanıcıya bildirmeli” ve kullanıcının da rızasını almalıdır.
• Facebook; bir kullanıcının silmiş olduğu kişisel verilerini, daha önceden açıklanmış olan yönergelere uygun bir şekilde 30 gün içinde tamamen veri tabanından kaldırmalı ve bu verilerin üçüncü kişilerin erişimine karşı korunmasını sağlamalıdır.
• Facebook, varolan ve makul bir biçimde öngörülebilen, Facebook ürünleri ve servislerinden kaynaklanan, mahremiyet ihlal risklerini belirleyebilecek ve kullanıcı verilerini koruyacak bir “kapsamlı mahremiyet programı” oluşturmalıdır.
• Facebook, mahremiyet politikasının, 20 yıl boyunca her iki yılda bir nitelikli, objektif ve bağımsız bir denetçi tarafından denetlenmesini kabul etmelidir.
• Facebook, durumu açıklığa kavuşturacak ve bu talepleri nasıl yerine getireceğiyle ilgili bilgi verecek bir raporu 90 gün içinde yayınlamalıdır.[ii]
Bütün bunlardan sonra, her ne kadar önümüzdeki birkaç ay içinde Facebook yönetiminin kullanıcılarının mahremiyet hakları konusunda daha “hassas” olacağı düşünülse de yine bu konuyla ilgili yasal adımların bir an önce atılması da gerekiyor. Dilerseniz bir sonraki yazının konusu da bu olsun: Türkiye’de, sosyal iletişim ağlarındaki kişisel hakları koruyan yasal düzenlemeler nelerdir ve bu düzenlemeler mahremiyet haklarının korunması konusunda yeterli midir?
[i] Mehmet Yüksel, “Mahremiyet Hakkı ve Sosyo-Tarihsel Gelişimi”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Vol.58, No.1, s.182.
[ii] Betsy Walters ve Meg Roggensack, “FTC’s Facebook Settlement Leaves Gaping Holes in Privacy Protection”, http://www.humanrightsfirst.org/2011/11/30/ftcs-facebook-settlement-leaves-gaping-holes-in-privacy-protection/ , 11 Aralık 2011.
Yazarın Diğer Yazıları 93
Etiket Bulutu
Videolog
Arama
Kategoriler
- Araştırma/ Makaleler (11)
- Eğitim-Estetik-Eğlence (130)
- Etkinlikler (44)
- Filmler (42)
- Kitaplar (44)
- Genel (325)
- Manşet (257)
- Söyleşiler (8)
- Takvim (215)
- Videolog (17)
- Konferanslar (16)
- Röportajlar (1)









