Siyasetin Meselesini Sahiplenen Bir Medya İletişimin Aracı Olamaz | Bielog | Bersay İletişim Platformu Blogu

Siyasetin Meselesini Sahiplenen Bir Medya İletişimin Aracı Olamaz

09 Ocak 2012 - Yazar: Prof. Dr. Ali Murat Vural - Kategori: Genel, Manşet

Daha önce de ifade etmiştik, bu ülkenin artık normal kabul edilemeyecek, hiçbir ülkede rastlanamayacak türden bir gündem yoğunluğu var. Bu yoğunluk bilinçli biçimde mi yoksa tamamen tesadüflere bağlı olarak mı şekilleniyor bilemeyiz ama ülke genelinde gittikçe artan, güvensizliğin, sessiz bir gerilimin ve duyarsızlaşmanın nedenlerinden biri de bu yoğunluktur.

Değerler, düşünceler, kavramlar birbirine karışmış halde. Kafalar karışık ve hergün yeni bir fırtına esiyor. Dolayısıyla böyle bir ortamda hakikate dayalı bilgilerden daha çok yanıltıp yönlendirici (manipülatif), taraflı, fazlasıyla angaje olmuş ve hayli çirkinleşen bir üslubun egemenliği kendine yeşerebilecek bir ortam bulmakta hiç zorluk çekmiyor.

Bilenler bilir, iletişim, karşıda bir değişiklik yapmak için yapılır. Bunun için de en önemli faktör iknadır. İknanın gerçekleşebilmesi için de inanırlılığın yüksek olması gerekir. İnanırlık ise temelde iki esasa dayanır: Saygınlık ve güvenirlik. Saygınlığınız ve güvenirliğiniz yoksa, kimse size inanmaz. İnanmadıkları için ikna olmaz, ikna olmadıkları için de sizden gelen bilgi ya da mesaj, onlarda herhangi bir değişikliğe, kanaat oluşmasına neden olmaz. Boşa sallar, kimin adına yapıyorsanız yalnızca ona yaranmış olursunuz ki bu yaranmışlık durumu da çok uzun sürmez. Zira sonuç alınamadığı için başarısızlık hali ortaya döküleverir.

Bugün ülkenin medyasının içinde bulunduğu durum da budur. Acınası bir güvensizlik ve itibar sorunu bulunmaktadır. İnanırlıkları kalmamıştır ve bu nedenle de hiç kimseyi ikna edememektedirler. Yalnızca körler sağırlar birbirini ağırlamakta, taraflar kendi içlerinde birbirlerine propaganda yapmaktadırlar. Bunu kendileriyle birebir yüzyüze görüşmelerimizde, bazen doğrudan kendi ekranlarında, bazen toplantılarda da dile getirmiyor değiliz ama nafile. Düzelmek için ortak anlayışın olması ve mesleğin profesyonellerinden ilkelerine, ahlaki duruşdan mesleğin kurumsal yapısına ve örgütlerine kadar pekçok unsurun kendini değiştirmesi gerekir.

Siyaset, yönetimin gereğidir. Demokrasi için de ihtiyaçlardan biridir. Bazen siyasetin bir akımı, kamuoyundan büyük destek alır ve aldığı bu destekle gelir ülke yönetiminde oyunun kurallarını yeniden belirler. Ülkenin kurumsal ve yönetimsel yapısında yeni düzenlemeler, yeni ayarlamalar yapar kendince. Rolleri, kartları, pozisyonları yeniden belirler, egemenlik sıralamasını yeniden çizer. Bunu sert yapabilir, yumuşak yapabilir. Bunu hızla, kısa bir zamana sığdırmaya çalışarak yapabilir, uzun bir zamana yayarak yapabilir. Neden böyle yapıyor derseniz, ondan öncekilerin neden yapamadığını, onların yarattığı zaafiyetleri, hataları da sormanız gerekir.

Siyasette bunlar normaldir. Normal olmayan tüm bu süreçlere ilişkin bilgi veren kaynakların, örneğin medyanın bu denli amacından uzaklaşmış olmasıdır. Değişimler her zaman olur ama bunlar olurken, bilgi veren kaynaklar asla bugün var olduğu gibi bu kadar çok ilkesizleşmez, taraflılaşmaz, manipülasyon yapmaz, yakışıksız bir üslubun arkasına takılmaz. Siyasetin meselesine böylesine dalan medya, artık iletişimin bir aracı değildir.

Yazarın Diğer Yazıları 26

Yorumlar

  • Merhabalar Hocam,
    TSK o kadar da temiz değil. Nato ordusu bizim ordumuz. Herkesin bir subay tanıdğı vardır. Herkes bilir ki ABD’den icazet almayan hiçbir subay Orgeneral olmamaz bu melekette. Bunun aksini ispat eden bir örnek bile Türkiye’de yoktur. Emekli olan subaylar sayısız ihanetler anlattılar kitaplar yazıdılar. 300 teröristi sarıp imha etmek üzereyken Ankara’da bir emirle çok teröristin hayatı kurtarılmıştır.

    Bu şu anlama da gelmez: O zaman TSK’yı da Fatulllah Efendinin Cemaati ele geçirsin ve adam etisn. Tabi ki buna karşıyız. Ama önce teşhisi doğru koymamız gerekir. Artık TSK kimsenin uydu ordusu olmasın. Türk Ordusu, türk milletinin emrinde olsun.
    Şuan hükümetimiz tüm günahı orduya yıkıyor. Ama kimse demiyor ki “kardeşim bu memleketi TSK mı yönetiyor yoksa T.C Hükümet mi? ” Türkiye’deki her türlü sorundan hükümet sorumludur. Anayasa’nın özünde bu var. Terörle ilgili bir sorun çıktığından ne zaman Milli Savunma Bakanı çıkıp hesap verdi ya da sorunun çözümüne yönelik hesap sordu. Tabi ki bunlar olmadı. Öyleyse bizim memleketçe sorunumuz: Yönetim Sistemimizin sağlıklı çalışmamasıdır. Türkiye’nn yönetim sorunu vardır.

    AKP hükümetinin çok iyi yaptığı bir şey var: Kendisi için tehdit gördüğü kurumların hatalarını çok iyi kullanıyor. Ve bunu iç sayette hep propaganda aracı olarak kuruyor hem de hedef aldığı kurumu etkisiz hale getiriyor. Özetle AKP propaganda ve poltikayı gereğinden çok daha iyi yapıyor. Sistemin açıklarını kullanıyor, sisteme sızarak sistemin ta kendisi oluyor. Ş

    AKP’yi dengeleyecek bir parti şuan olmadığı için bu durumun böyle davam edeceğini inanıyorum. CHP ve diğer partilerde şuan için hiçbir umut yok. Şuan milliyetçi bir parti(mhp gibi hadım edilmiş ve içi boşaltılmış bir milliyetçilikten bahsetmiyorum)
    2011′de maclise girmesi olası .O zaman AKP biraz dizginlenecektir. Artık bakıp göreceğiz. Kürtlere yapılan inanılmaz tavizler ülkenin çoğunluğunda derinden bir rahatsızlık yaratıyor. O zaman AKP biraz dizginlenecektir.

    AKP’nin bilerek ya da bilmeyerek beslediği milliyetçilik gelecekte Kürtlerin geçmişte ermenilerle aynı kaderi paylaşmalarına neden olacağa benziyor. Çünkü artık Türkler arasında da “kürtlerle yaşamak istemiyoruz” sesleri derinden hissedilmeye başladı. İstanbul ve diğer büyük şehirler yaşayan kürtlerin(zenginler dahil) sürülmesi artık fantaziden çok bir zorunluluk halini aldı. Çünkü başka çözüm yolu yok.

    Murat Ödünç / 06 Eylül 2010, 02:54
  • Sayın hocam güzel yazınız için tebrik ederim. “Bu yazıyı bir yerden tanıyor gibiyim” derken sizden bir gün sonra,
    http://manisamanset.gen.tr/113-Geregini_yapmak_varken8230.egebilsis adresinde okuduğumu hatırladım. Yeniden baktım, birebir “kopyala – yapıştır” olduğunu gördüm. Emeğe duyduğum saygı nedeniyle bildirmeyi bir borç bildim. saygılar…

    wizardnet / 07 Mart 2012, 10:17

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Etiket Bulutu

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive