Daha önce de ifade etmiştik, bu ülkenin artık normal kabul edilemeyecek, hiçbir ülkede rastlanamayacak türden bir gündem yoğunluğu var. Bu yoğunluk bilinçli biçimde mi yoksa tamamen tesadüflere bağlı olarak mı şekilleniyor bilemeyiz ama ülke genelinde gittikçe artan, güvensizliğin, sessiz bir gerilimin ve duyarsızlaşmanın nedenlerinden biri de bu yoğunluktur.
Değerler, düşünceler, kavramlar birbirine karışmış halde. Kafalar karışık ve hergün yeni bir fırtına esiyor. Dolayısıyla böyle bir ortamda hakikate dayalı bilgilerden daha çok yanıltıp yönlendirici (manipülatif), taraflı, fazlasıyla angaje olmuş ve hayli çirkinleşen bir üslubun egemenliği kendine yeşerebilecek bir ortam bulmakta hiç zorluk çekmiyor.
Bilenler bilir, iletişim, karşıda bir değişiklik yapmak için yapılır. Bunun için de en önemli faktör iknadır. İknanın gerçekleşebilmesi için de inanırlılığın yüksek olması gerekir. İnanırlık ise temelde iki esasa dayanır: Saygınlık ve güvenirlik. Saygınlığınız ve güvenirliğiniz yoksa, kimse size inanmaz. İnanmadıkları için ikna olmaz, ikna olmadıkları için de sizden gelen bilgi ya da mesaj, onlarda herhangi bir değişikliğe, kanaat oluşmasına neden olmaz. Boşa sallar, kimin adına yapıyorsanız yalnızca ona yaranmış olursunuz ki bu yaranmışlık durumu da çok uzun sürmez. Zira sonuç alınamadığı için başarısızlık hali ortaya döküleverir.
Bugün ülkenin medyasının içinde bulunduğu durum da budur. Acınası bir güvensizlik ve itibar sorunu bulunmaktadır. İnanırlıkları kalmamıştır ve bu nedenle de hiç kimseyi ikna edememektedirler. Yalnızca körler sağırlar birbirini ağırlamakta, taraflar kendi içlerinde birbirlerine propaganda yapmaktadırlar. Bunu kendileriyle birebir yüzyüze görüşmelerimizde, bazen doğrudan kendi ekranlarında, bazen toplantılarda da dile getirmiyor değiliz ama nafile. Düzelmek için ortak anlayışın olması ve mesleğin profesyonellerinden ilkelerine, ahlaki duruşdan mesleğin kurumsal yapısına ve örgütlerine kadar pekçok unsurun kendini değiştirmesi gerekir.
Siyaset, yönetimin gereğidir. Demokrasi için de ihtiyaçlardan biridir. Bazen siyasetin bir akımı, kamuoyundan büyük destek alır ve aldığı bu destekle gelir ülke yönetiminde oyunun kurallarını yeniden belirler. Ülkenin kurumsal ve yönetimsel yapısında yeni düzenlemeler, yeni ayarlamalar yapar kendince. Rolleri, kartları, pozisyonları yeniden belirler, egemenlik sıralamasını yeniden çizer. Bunu sert yapabilir, yumuşak yapabilir. Bunu hızla, kısa bir zamana sığdırmaya çalışarak yapabilir, uzun bir zamana yayarak yapabilir. Neden böyle yapıyor derseniz, ondan öncekilerin neden yapamadığını, onların yarattığı zaafiyetleri, hataları da sormanız gerekir.
Siyasette bunlar normaldir. Normal olmayan tüm bu süreçlere ilişkin bilgi veren kaynakların, örneğin medyanın bu denli amacından uzaklaşmış olmasıdır. Değişimler her zaman olur ama bunlar olurken, bilgi veren kaynaklar asla bugün var olduğu gibi bu kadar çok ilkesizleşmez, taraflılaşmaz, manipülasyon yapmaz, yakışıksız bir üslubun arkasına takılmaz. Siyasetin meselesine böylesine dalan medya, artık iletişimin bir aracı değildir.
Yazarın Diğer Yazıları 26
- Sorunlar ya da Olaylar, Asla Görünen Nedenlere Bağlı Değildir.
- Yazıyor ya da Konuşuyorlar Ama Yaptıkları Sadece Spekülasyon
- Kapitalist Dünyada Hizmeti Veren İle Alan Arasındaki Farklılaşan Bakış Açısı
- Dayak Yiyip Katledilen Doktorlar ve Meslek Örgütlerine Dair…
- Askeri Müdahalelerle Hesaplaşma Eğer Demokrasiye Hizmet Edecekse Sorun Yok
- Madem ki 12 Eylül Askeri Darbesini Yargılıyorsunuz, O Zaman….
- Toplumsal Güvenin Onarımı İçin İşe Önce Yargıdan Başlamak Gerekiyor…
- Gördük ki Devlette de Özel Sektörde de Aslolan Kadroymuş Meğer
- Hiç Değilse Soru Sormak da Bir Şeydir…
- Değişen Dünyayı Görüp Anlamak ve Gereğini Yapmak Varken…
- İşi Altmış Altıya Bağlamadan Memleketi Okuyup Anlamak Varken…
- İnsan Hiç Mi Biraz Yıldızlara Yükselip Oradan Bakamaz Aşağıdaki Meselelere?
- Siyaset Kurultayların Değil Halkın Ne Söylediğini Anlayarak Yapılıyor
- Atatürk’ün Ne Yasalar Ne de Kurumlar Tarafından Korunmaya İhtiyacı Yoktur
- Aslında Olup Biten İtiraz Demokrasisidir Ama Arkası Yoktur…
- En Az Güven Duyulanlar: Medya, CHP, Politikacılar
- Siyasetin Meselesini Sahiplenen Bir Medya İletişimin Aracı Olamaz
- Bunca Üzüntüye Sıkıntıya Dayanabilecek Bir Millet Olmak…
- Yüzde Sekseni Karşılayan Vergi Mükellefi Beşbin Değil de Onbin Olsaydı….
- Eğer Bu Rakamlar da Sizin İçin Bir Anlam İfade Etmiyorsa…
- Yapılırken Susup Yapıldıktan Sonra Ahkam Kesmek Daha Keyifli Değil mi?
- Biraz da “Demokrasinin Neresindeyiz?” Konusu Tartışılsa da Öğrensek…
- Tarihteki Olaylar ve Kişiliklerle Hesaplaşmanın Dayanılmaz Hafifliği…
- Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olan Bir Muhalefet Anlayışıyla…
- Vak’alar ve Sonuçlar Üzerine Konuşmak İşin Kolay Yolu.
- Cumhuriyeti 10. Yıl Marşı İle Kutlasan Ne Olur Kutlamasan Ne…
- Amerikalılar Niçin Tank Kullandı ya da Bir İletişim Mecrası Olarak Çağdaş Sanat
- Adamlar Bir Askerine Karşı Bin Kişi Verirken…
- Basın Özgürlüğü Gazeteciye mi Aittir Yoksa Vatandaşa mı?
- Ölü Bir Beden Üzerinden Gazetecilik Yapmak…
- Y Kuşağının Karşısına Çıkan Öğretmen Yönetici Amir İş Adamı vs.
- İşlev ve İtibar Kaybındaki Meslek Örgütleri…
- Milli Misak Meselesini de Artık Tartışsak mı Acaba?
- Büyük Devlet Olmanın Gereğini Yapabilmek
- Mesele Oynayanlarda Değil, Oyuna Gelenlerde…
- Büyük Toplum Olmak O dur ki….
- Tutarlılık, Adalet, Denetim ve Devamlılık Sağlanamadığı Sürece…
- Hangi Toplumsal Sınıf Memleketle Daha İlgilidir Sizce?
- Gökteki Yıldızlar Yere İndirilip Dokunulmazlara Dokunulunca…
- Gazeteci mi Kamuoyunu Yönetir Kamuoyu mu Gazeteciyi?
- Türkiye Değerler Araştırmasını Okuyamayan Türk Aydını Meselesi…
- Medya Tüm Ülkelerde İtibar Kaybında. En Çok da Türkiye’de…
- Gerginlik Sarmalının Sonu Yoktur…
- Sormuşlar: “CHP’ye Oy Verme Nedeniniz Nedir?”
- Yargıyı Suçlamadan Önce Yasayı Yapanı Görmek Gerek
- Siyasetin Dilinin ve İletişim Yöntemlerinin Değişmesi Gerekiyor
- İşte Asıl Şimdi Uzlaşma Becerisini Hayata Geçirme Zamanıdır
- Gelin Memleketin Gençliğini Yakından Tanıyalım
- Simav Depreminin Birkez Daha Gösterdiği
- Bir Hatırlatma ve Hakkın İadesi…
- Urfa Valisi Nuri Okutan Diyor ki…
- Bir Devlet İtibarını Nasıl Kaybeder?
- Seçim Beyannameleri Aslında Birer Gelecek Tasarımıdır
- Anayasanın Değişmez Denilen Maddelerini Değiştirme Mücadelesi
- Emanete Sahip Çıkacağım Diye Koltuğa Sıkı Sıkı Sarılınca…
- Topluma Hasar Veren Kişilikler
- Her Şey Yasalara Uygunsa Neden Rahatsız Oluyoruz?
- Halkın Gündeminde ve Gönlünde Yer Alamayınca…
- Ah Şu Meydanlar, Salonlar, Kalabalıklar…
- Arap Halklarının Ayaklanmasını Anlayabilmek…
- İnsani Gelişmişlikte 83. Sırada Olmak…
- Şu Anadil İle Oynanması Meselesini Anlasak…
- Memleketin İlk Dört Meselesi…
- Sağduyunun Haykırışlarını Okuyabilenlerle Okuyamayanlar
- Ölümlü / Yaralanmalı Kaza Yapan Sürücülerin Yüzde 78’i İlkokul Mezunu
- Adaleti Kaybetmeyeceğimiz Yıllar Dileğiyle…
- “Yol Kesip Okuma Öğretiyor…”
- Sorun Toplumda Değil Aydında
- Yumurta Atan Üniversiteli Gençler Meselesi…
- T.C. İle Kavga Etmek İşin Kolay ve Keyifli Yolu
- Siyasetin Bu Dili Değişmediği Sürece…
- “Baba Beni Okula Gönder” Diyen Kızların Olduğu Bir Ülke…
- Siyasal İletişim Neden Yapılır?
- Mış Gibi Yapmak Meselesi…
- Medyanın Görmezden Geldikleri Şimdi Medyayı Görmezden Geliyor
- Varlık İçinde Yokluk Çeken Bir Türkiye
- Genç Nüfusumuz Rekabetçi Avantajımızken Dezavantaja Dönüşmeden…
- Değişim Değil Dönüşümdür Bu Yaşanan
- Partiyi Özel Mülkiyeti Gibi Görenlerin Siyasete Verdiği Zarar…
- Kampanya Anlayışını Bile Değiştirmesi Gerekiyor…
- CHP ve Seçmeni…
- Arapların Demokrasimize Olan Hayranlığı
- Zafer Büyük. Ama…
- Bilgilenmek ya da Cahil Kalmak Artık Kişinin Kendi Tercihine Kalmıştır
- Üç Yeni Silahşör / New Three Mu/screen/eter (Musketeer)
- Köşe Yazarı…
Yorumlar
Etiket Bulutu
Videolog
Arama
Kategoriler
- Araştırma/ Makaleler (11)
- Eğitim-Estetik-Eğlence (130)
- Etkinlikler (44)
- Filmler (42)
- Kitaplar (44)
- Genel (325)
- Manşet (257)
- Söyleşiler (8)
- Takvim (215)
- Videolog (17)
- Konferanslar (16)
- Röportajlar (1)










Merhabalar Hocam,
TSK o kadar da temiz değil. Nato ordusu bizim ordumuz. Herkesin bir subay tanıdğı vardır. Herkes bilir ki ABD’den icazet almayan hiçbir subay Orgeneral olmamaz bu melekette. Bunun aksini ispat eden bir örnek bile Türkiye’de yoktur. Emekli olan subaylar sayısız ihanetler anlattılar kitaplar yazıdılar. 300 teröristi sarıp imha etmek üzereyken Ankara’da bir emirle çok teröristin hayatı kurtarılmıştır.
Bu şu anlama da gelmez: O zaman TSK’yı da Fatulllah Efendinin Cemaati ele geçirsin ve adam etisn. Tabi ki buna karşıyız. Ama önce teşhisi doğru koymamız gerekir. Artık TSK kimsenin uydu ordusu olmasın. Türk Ordusu, türk milletinin emrinde olsun.
Şuan hükümetimiz tüm günahı orduya yıkıyor. Ama kimse demiyor ki “kardeşim bu memleketi TSK mı yönetiyor yoksa T.C Hükümet mi? ” Türkiye’deki her türlü sorundan hükümet sorumludur. Anayasa’nın özünde bu var. Terörle ilgili bir sorun çıktığından ne zaman Milli Savunma Bakanı çıkıp hesap verdi ya da sorunun çözümüne yönelik hesap sordu. Tabi ki bunlar olmadı. Öyleyse bizim memleketçe sorunumuz: Yönetim Sistemimizin sağlıklı çalışmamasıdır. Türkiye’nn yönetim sorunu vardır.
AKP hükümetinin çok iyi yaptığı bir şey var: Kendisi için tehdit gördüğü kurumların hatalarını çok iyi kullanıyor. Ve bunu iç sayette hep propaganda aracı olarak kuruyor hem de hedef aldığı kurumu etkisiz hale getiriyor. Özetle AKP propaganda ve poltikayı gereğinden çok daha iyi yapıyor. Sistemin açıklarını kullanıyor, sisteme sızarak sistemin ta kendisi oluyor. Ş
AKP’yi dengeleyecek bir parti şuan olmadığı için bu durumun böyle davam edeceğini inanıyorum. CHP ve diğer partilerde şuan için hiçbir umut yok. Şuan milliyetçi bir parti(mhp gibi hadım edilmiş ve içi boşaltılmış bir milliyetçilikten bahsetmiyorum)
2011′de maclise girmesi olası .O zaman AKP biraz dizginlenecektir. Artık bakıp göreceğiz. Kürtlere yapılan inanılmaz tavizler ülkenin çoğunluğunda derinden bir rahatsızlık yaratıyor. O zaman AKP biraz dizginlenecektir.
AKP’nin bilerek ya da bilmeyerek beslediği milliyetçilik gelecekte Kürtlerin geçmişte ermenilerle aynı kaderi paylaşmalarına neden olacağa benziyor. Çünkü artık Türkler arasında da “kürtlerle yaşamak istemiyoruz” sesleri derinden hissedilmeye başladı. İstanbul ve diğer büyük şehirler yaşayan kürtlerin(zenginler dahil) sürülmesi artık fantaziden çok bir zorunluluk halini aldı. Çünkü başka çözüm yolu yok.
Sayın hocam güzel yazınız için tebrik ederim. “Bu yazıyı bir yerden tanıyor gibiyim” derken sizden bir gün sonra,
http://manisamanset.gen.tr/113-Geregini_yapmak_varken8230.egebilsis adresinde okuduğumu hatırladım. Yeniden baktım, birebir “kopyala – yapıştır” olduğunu gördüm. Emeğe duyduğum saygı nedeniyle bildirmeyi bir borç bildim. saygılar…