Deniz Saydam
Sanayi devriminden 1990′lı yıllara gelinceye kadar daha çok iç çevrelerinde yer alan sosyal paydaşlarına yönelik sorumluluklarına odaklanan firmalar, bu tarihten itibaren sürdürülebilirlik tartışmalarının da hız kazanmasıyla sosyal paydaşlarına daha çok kaynak ayırmaya başlamıştır. Bugün gelinen noktada ise tartışılan; işletmelerin kârlarını daha fazla arttırmaktan başka bir “kurumsal sorumluIuklarının (KSS)” olup olmadığı değil, kurumsal sosyal sorumluluğun kapsamına hangi nitelikteki faaliyetlerin girdiği ve girmesinin gerektiğinin yanı sıra bu faaliyetlerin etik olup olmadığıdır.
Bu kapsamda, “İnsan hayatına zarar veren ürünler üreten firmaların sosyal sorumlulukları ve etik” tartışması sıklıkla gündeme gelmektedir. Farklı açılardan bakıldığında farklı soru ve sorunları beraberinde getiren bu konu etik açısından bakıldığında “ikiyüzlülük” çerçevesinde değerlendirilebilmekte ve dolayısıyla iki karşıt görüşü içerisinde barındırmaktadır. Söz konusu “ana ürünü insan sağlığına zararlı olan sigara ve alkol firmalarının sosyal sorumlu olmaları etik midir” sorusu olunca ilk bakışta iki farklı görüş ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki ilk görüş yılda ortalama milyonlarca insanı öldüren bir ürünü üreten firmanın sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmesini ikiyüzlü olması açısında değerlendirerek kesinlikle soruya hayır cevabını vermekte iken, diğer bir görüş hükümetin izin verdiği, vergilerin ödendiği bir düzende, ürünün üretimi kesilmediği sürece devam edeceği ve birilerinin ürünleri üretmeye devam edeceği bakış açısından yola çıkarak ana soruya evet yanıtını vermektedir. İlk başta hemen hemen herkes tarafından olumsuz karşılanabilecek bu soruya olumlu yanıt verilmesini sağlayan diğer bir unsur ise şirketlerin ürün güvenliği, kirlilik önlemleri, kaçak ve küçük yaşta işçi çalıştırmama, insan haklarını ihlal etmeme vb. diğer sorumlulukları harfiyen yerine getirmeleridir. Diğer yandan bir firmanın sorumlu iş modeline sahip olması ya da sorumlu şirket olarak anılması için, o şirketin sorumlu iş yapış modelini bir şirket politikası olarak benimsemesi ve bunu tüm sosyal paydaşları nezdinde sürdürülebilir olarak hayata geçirmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda bakıldığında, Diageo tarafından bünyesinde barındırdığı tüm markalar tarafından uygulanan ve bir iş yapış modeli haline getirilen “Lütfen Alkolü Sorumlulukla Tüketiniz” kampanyası bu çalışma kapsamında etik olarak değerlendirilebilmektedir. Diğer yandan global anlamda tütün endüstrisinde bir ilki gerçekleştirerek 2001’den beri sosyal raporlama yapan BAT’in daha az risk taşıyan yaratıcı ürünlerin bulunması doğrultusunda AR-GE yatırımları hayata geçirmesi veya Philip Moris’in bugün gençliğin tüketimini engellemek için 70’in üzerinde ülkede 130’un üzerinde programı desteklemesi etik olarak ele alınmaktadır. Bu kapsamda, KSS eğer işletme faaliyetleri sonucu doğabilecek zararı ve toplumsal hasarı önlemeye yönelik olarak hayata geçirilen çalışmaların tümü olarak değerlendiriliyor ise, yukarıda verilen ve firmalar tarafından bir iş yapış modeli olarak hayata geçirilen faaliyetlerin etik bir düzlemde olduğu gözlemlenmektedir. Ancak böylesi çelişkileri içerisinde barındıran bir konuda genelleme yapmak oldukça yanıltıcı olabileceği gibi yapılan bir takım saptamalar verilen örnekler özelinde sınırlıdır.
Yazarın Diğer Yazıları 11
- İlişkisel Pazarlama: STK’lar İçin Halkla Pazarlama İletişimi Modeli
- Sivil Toplum – Sivil Toplum Kuruluşları
- Sağlığa Zararlı Ürünler Üreten Şirketlerde KS(S) ve Etik Bağlantısı
- 12 Haziran İran Seçimleri Analizi 2:
- Politika Değil, İmaj Yarışı[1]:
- İnternetin Siyasi Seçimlerdeki Rolü
- Sosyal Medya ile İletişimde yeni trend: Sivil insiyatif
Etiket Bulutu
Videolog
Arama
Kategoriler
- Araştırma/ Makaleler (11)
- Eğitim-Estetik-Eğlence (130)
- Etkinlikler (44)
- Filmler (42)
- Kitaplar (44)
- Genel (325)
- Manşet (257)
- Söyleşiler (8)
- Takvim (215)
- Videolog (17)
- Konferanslar (16)
- Röportajlar (1)









