Medya için, “toplum nezdinde acınası bir güvensizlik ve itibar sorunu bulunmaktadır. İnanırlığı kalmamıştır ve bu nedenle kimseyi ikna edememektedir. Medyada körler sağırlar birbirini ağırlamakta, taraflar kendi içlerinde birbirlerine propaganda yapmaktadırlar” derken ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha kanıtlayan bir araştırma geldi Ankara’dan.
Başında, Prof. Dr. Özer Sencar’ın bulunduğu MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Şirketinin son araştırması, kurumlara duyulan güveni bir kez daha gözler önüne seriyor. 10 puan üzerinden yapılan değerlendirmeye göre; araştırmaya katılanların en çok güvendiği kurumlar Cumhurbaşkanlığı 8.0, Ordu 7.7, Polis Teşkilatı 7.6, Başbakanlık 7.4, TBMM 7.1, Hükümet 7.0, Anayasa Mahkemesi 6.7, Yargı ve Mahkemeler 6.4 olarak sıralanıyor.
Medya 5,2’lik değerle güven duyulan kurumlar arasında en sonlarda geliyor. Ne yazık ki en az güvenilen diğer iki kurumdan biri 3.8’lik değerle CHP, diğeri de 4.7’lik değerle Politikacılar. Kamu Yöneticileri kategorisinde de CHP lideri Kılıçdaroğlu 3.9’luk değerle en az güvenilen yönetici konumunda bulunuyor. Vatandaşın gözündeki durum budur. Yaptıkları onca işe, yarattıkları onca rüzgara karşın ortaya dökülen güven ve dolayısıyla itibar düzeyleri bu kadardır. Demek ki olmayan, tutmayan, yanlış giden, yanlış yapılan birşeyler var.
Politikacıya duyulan güven ve itibar meselesi öncelikle her politikacının kendi sorumluluğudur. Lakin bu denli düşen güven ve itibarın yükseltilmesi aynı zamanda her partinin, parti örgütlerinin ve nihayet Büyük Millet Meclisi’nin ana gündemi, temel işlerinden biridir. TBMM de partiler de bunu bir sorun olarak görüp kendilerine iş edinmezlerse, bundan zarar görecek olan yine bu ülkenin siyaset hayatıdır. Politikacıyı, daha Meclise sokmadan, seçimlerde aday göstermeden önce başlaması gereken bu sorumluluk, Meclis’e girme sürecinden sonra da aynı hassasiyetle sürdürülmelidir.
Parlemontonun üyesi olmakla birlikte “parlamenter” algısına zarar veren her çürük elmanın, anında ve sayısal çoğunluk gibi kaygulara düşmeden ayıklanması, bunun yöntemlerinin acilen geliştirilmesi gerekiyor. Belli ki Meclis buna ilişkin önlemleri almadıkça, politikacıya ilişkin algı, yukarıdan aşağıya doğru, yani Meclis’ten partilerin tüm teşkilatlarına doğru, aynı hassasiyetle inmeyecektir.
Medya ve CHP’ye gelince… Güven, inanırlık, doğru politikalar geliştirebilme, kendini doğru anlatabilme, ilkeleri belirleyebilme gibi konularda esasen medya ve CHP’nin birbirinden pek farkı yok. Oturup gündemin gürültüsünden, günlük gelişmeler, olaylar ve politikalardan, bünyelerindeki gürültü çıkaranlardan ya da sessizce olup biteni seyreden pasif ama kadro tutmuş kişiliklerden sıyrılıp düşünmeleri gerekiyor. Kendi kendilerini avutacak her bahaneden uzak durarak, yarattıkları bunca gürültüye ve rüzgara karşın, neden vatandaşın kendilerine güven duymadığını hakikaten oturup düşünmeleri gerekiyor.
Yazarın Diğer Yazıları 26
- İnsan Hiç Mi Biraz Yıldızlara Yükselip Oradan Bakamaz Aşağıdaki Meselelere?
- Siyaset Kurultayların Değil Halkın Ne Söylediğini Anlayarak Yapılıyor
- Atatürk’ün Ne Yasalar Ne de Kurumlar Tarafından Korunmaya İhtiyacı Yoktur
- Aslında Olup Biten İtiraz Demokrasisidir Ama Arkası Yoktur…
- En Az Güven Duyulanlar: Medya, CHP, Politikacılar
- Siyasetin Meselesini Sahiplenen Bir Medya İletişimin Aracı Olamaz
- Bunca Üzüntüye Sıkıntıya Dayanabilecek Bir Millet Olmak…
- Yüzde Sekseni Karşılayan Vergi Mükellefi Beşbin Değil de Onbin Olsaydı….
- Eğer Bu Rakamlar da Sizin İçin Bir Anlam İfade Etmiyorsa…
- Yapılırken Susup Yapıldıktan Sonra Ahkam Kesmek Daha Keyifli Değil mi?
- Biraz da “Demokrasinin Neresindeyiz?” Konusu Tartışılsa da Öğrensek…
- Tarihteki Olaylar ve Kişiliklerle Hesaplaşmanın Dayanılmaz Hafifliği…
- Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olan Bir Muhalefet Anlayışıyla…
- Vak’alar ve Sonuçlar Üzerine Konuşmak İşin Kolay Yolu.
- Cumhuriyeti 10. Yıl Marşı İle Kutlasan Ne Olur Kutlamasan Ne…
- Amerikalılar Niçin Tank Kullandı ya da Bir İletişim Mecrası Olarak Çağdaş Sanat
- Adamlar Bir Askerine Karşı Bin Kişi Verirken…
- Basın Özgürlüğü Gazeteciye mi Aittir Yoksa Vatandaşa mı?
- Ölü Bir Beden Üzerinden Gazetecilik Yapmak…
- Y Kuşağının Karşısına Çıkan Öğretmen Yönetici Amir İş Adamı vs.
- İşlev ve İtibar Kaybındaki Meslek Örgütleri…
- Milli Misak Meselesini de Artık Tartışsak mı Acaba?
- Büyük Devlet Olmanın Gereğini Yapabilmek
- Mesele Oynayanlarda Değil, Oyuna Gelenlerde…
- Büyük Toplum Olmak O dur ki….
- Tutarlılık, Adalet, Denetim ve Devamlılık Sağlanamadığı Sürece…
- Hangi Toplumsal Sınıf Memleketle Daha İlgilidir Sizce?
- Gökteki Yıldızlar Yere İndirilip Dokunulmazlara Dokunulunca…
- Gazeteci mi Kamuoyunu Yönetir Kamuoyu mu Gazeteciyi?
- Türkiye Değerler Araştırmasını Okuyamayan Türk Aydını Meselesi…
- Medya Tüm Ülkelerde İtibar Kaybında. En Çok da Türkiye’de…
- Gerginlik Sarmalının Sonu Yoktur…
- Sormuşlar: “CHP’ye Oy Verme Nedeniniz Nedir?”
- Yargıyı Suçlamadan Önce Yasayı Yapanı Görmek Gerek
- Siyasetin Dilinin ve İletişim Yöntemlerinin Değişmesi Gerekiyor
- İşte Asıl Şimdi Uzlaşma Becerisini Hayata Geçirme Zamanıdır
- Gelin Memleketin Gençliğini Yakından Tanıyalım
- Simav Depreminin Birkez Daha Gösterdiği
- Bir Hatırlatma ve Hakkın İadesi…
- Urfa Valisi Nuri Okutan Diyor ki…
- Bir Devlet İtibarını Nasıl Kaybeder?
- Seçim Beyannameleri Aslında Birer Gelecek Tasarımıdır
- Anayasanın Değişmez Denilen Maddelerini Değiştirme Mücadelesi
- Emanete Sahip Çıkacağım Diye Koltuğa Sıkı Sıkı Sarılınca…
- Topluma Hasar Veren Kişilikler
- Her Şey Yasalara Uygunsa Neden Rahatsız Oluyoruz?
- Halkın Gündeminde ve Gönlünde Yer Alamayınca…
- Ah Şu Meydanlar, Salonlar, Kalabalıklar…
- Arap Halklarının Ayaklanmasını Anlayabilmek…
- İnsani Gelişmişlikte 83. Sırada Olmak…
- Şu Anadil İle Oynanması Meselesini Anlasak…
- Memleketin İlk Dört Meselesi…
- Sağduyunun Haykırışlarını Okuyabilenlerle Okuyamayanlar
- Ölümlü / Yaralanmalı Kaza Yapan Sürücülerin Yüzde 78’i İlkokul Mezunu
- Adaleti Kaybetmeyeceğimiz Yıllar Dileğiyle…
- “Yol Kesip Okuma Öğretiyor…”
- Sorun Toplumda Değil Aydında
- Yumurta Atan Üniversiteli Gençler Meselesi…
- T.C. İle Kavga Etmek İşin Kolay ve Keyifli Yolu
- Siyasetin Bu Dili Değişmediği Sürece…
- “Baba Beni Okula Gönder” Diyen Kızların Olduğu Bir Ülke…
- Siyasal İletişim Neden Yapılır?
- Mış Gibi Yapmak Meselesi…
- Medyanın Görmezden Geldikleri Şimdi Medyayı Görmezden Geliyor
- Varlık İçinde Yokluk Çeken Bir Türkiye
- Genç Nüfusumuz Rekabetçi Avantajımızken Dezavantaja Dönüşmeden…
- Değişim Değil Dönüşümdür Bu Yaşanan
- Partiyi Özel Mülkiyeti Gibi Görenlerin Siyasete Verdiği Zarar…
- Kampanya Anlayışını Bile Değiştirmesi Gerekiyor…
- CHP ve Seçmeni…
- Arapların Demokrasimize Olan Hayranlığı
- Zafer Büyük. Ama…
- Bilgilenmek ya da Cahil Kalmak Artık Kişinin Kendi Tercihine Kalmıştır
- Üç Yeni Silahşör / New Three Mu/screen/eter (Musketeer)
- Köşe Yazarı…
Yorumlar
Etiket Bulutu
Videolog
Arama
Videolog
Kategoriler
- Araştırma/ Makaleler (9)
- Eğitim-Estetik-Eğlence (121)
- Etkinlikler (42)
- Filmler (39)
- Kitaplar (40)
- Genel (284)
- Manşet (215)
- Söyleşiler (8)
- Takvim (207)
- Videolog (16)
- Konferanslar (16)











Merhabalar Hocam,
TSK o kadar da temiz değil. Nato ordusu bizim ordumuz. Herkesin bir subay tanıdğı vardır. Herkes bilir ki ABD’den icazet almayan hiçbir subay Orgeneral olmamaz bu melekette. Bunun aksini ispat eden bir örnek bile Türkiye’de yoktur. Emekli olan subaylar sayısız ihanetler anlattılar kitaplar yazıdılar. 300 teröristi sarıp imha etmek üzereyken Ankara’da bir emirle çok teröristin hayatı kurtarılmıştır.
Bu şu anlama da gelmez: O zaman TSK’yı da Fatulllah Efendinin Cemaati ele geçirsin ve adam etisn. Tabi ki buna karşıyız. Ama önce teşhisi doğru koymamız gerekir. Artık TSK kimsenin uydu ordusu olmasın. Türk Ordusu, türk milletinin emrinde olsun.
Şuan hükümetimiz tüm günahı orduya yıkıyor. Ama kimse demiyor ki “kardeşim bu memleketi TSK mı yönetiyor yoksa T.C Hükümet mi? ” Türkiye’deki her türlü sorundan hükümet sorumludur. Anayasa’nın özünde bu var. Terörle ilgili bir sorun çıktığından ne zaman Milli Savunma Bakanı çıkıp hesap verdi ya da sorunun çözümüne yönelik hesap sordu. Tabi ki bunlar olmadı. Öyleyse bizim memleketçe sorunumuz: Yönetim Sistemimizin sağlıklı çalışmamasıdır. Türkiye’nn yönetim sorunu vardır.
AKP hükümetinin çok iyi yaptığı bir şey var: Kendisi için tehdit gördüğü kurumların hatalarını çok iyi kullanıyor. Ve bunu iç sayette hep propaganda aracı olarak kuruyor hem de hedef aldığı kurumu etkisiz hale getiriyor. Özetle AKP propaganda ve poltikayı gereğinden çok daha iyi yapıyor. Sistemin açıklarını kullanıyor, sisteme sızarak sistemin ta kendisi oluyor. Ş
AKP’yi dengeleyecek bir parti şuan olmadığı için bu durumun böyle davam edeceğini inanıyorum. CHP ve diğer partilerde şuan için hiçbir umut yok. Şuan milliyetçi bir parti(mhp gibi hadım edilmiş ve içi boşaltılmış bir milliyetçilikten bahsetmiyorum)
2011′de maclise girmesi olası .O zaman AKP biraz dizginlenecektir. Artık bakıp göreceğiz. Kürtlere yapılan inanılmaz tavizler ülkenin çoğunluğunda derinden bir rahatsızlık yaratıyor. O zaman AKP biraz dizginlenecektir.
AKP’nin bilerek ya da bilmeyerek beslediği milliyetçilik gelecekte Kürtlerin geçmişte ermenilerle aynı kaderi paylaşmalarına neden olacağa benziyor. Çünkü artık Türkler arasında da “kürtlerle yaşamak istemiyoruz” sesleri derinden hissedilmeye başladı. İstanbul ve diğer büyük şehirler yaşayan kürtlerin(zenginler dahil) sürülmesi artık fantaziden çok bir zorunluluk halini aldı. Çünkü başka çözüm yolu yok.