En Az Güven Duyulanlar: Medya, CHP, Politikacılar | Bielog | Bersay İletişim Platformu Blogu

En Az Güven Duyulanlar: Medya, CHP, Politikacılar

17 Ocak 2012 - Yazar: Prof. Dr. Ali Murat Vural - Kategori: Genel, Manşet

Medya için, “toplum nezdinde acınası bir güvensizlik ve itibar sorunu bulunmaktadır. İnanırlığı kalmamıştır ve bu nedenle kimseyi ikna edememektedir. Medyada körler sağırlar birbirini ağırlamakta, taraflar kendi içlerinde birbirlerine propaganda yapmaktadırlar” derken ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha kanıtlayan bir araştırma geldi Ankara’dan.

Başında, Prof. Dr. Özer Sencar’ın bulunduğu MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Şirketinin son araştırması, kurumlara duyulan güveni bir kez daha gözler önüne seriyor. 10 puan üzerinden yapılan değerlendirmeye göre; araştırmaya katılanların en çok güvendiği kurumlar Cumhurbaşkanlığı 8.0, Ordu 7.7, Polis Teşkilatı 7.6, Başbakanlık 7.4, TBMM 7.1, Hükümet 7.0, Anayasa Mahkemesi 6.7, Yargı ve Mahkemeler 6.4 olarak sıralanıyor.

Medya 5,2’lik değerle güven duyulan kurumlar arasında en sonlarda geliyor. Ne yazık ki en az güvenilen diğer iki kurumdan biri 3.8’lik değerle CHP, diğeri de 4.7’lik değerle Politikacılar. Kamu Yöneticileri kategorisinde de CHP lideri Kılıçdaroğlu 3.9’luk değerle en az güvenilen yönetici konumunda bulunuyor. Vatandaşın gözündeki durum budur. Yaptıkları onca işe, yarattıkları onca rüzgara karşın ortaya dökülen güven ve dolayısıyla itibar düzeyleri bu kadardır. Demek ki olmayan, tutmayan, yanlış giden, yanlış yapılan birşeyler var.

Politikacıya duyulan güven ve itibar meselesi öncelikle her politikacının kendi sorumluluğudur. Lakin bu denli düşen güven ve itibarın yükseltilmesi aynı zamanda her partinin, parti örgütlerinin ve nihayet Büyük Millet Meclisi’nin ana gündemi, temel işlerinden biridir. TBMM de partiler de bunu bir sorun olarak görüp kendilerine iş edinmezlerse, bundan zarar görecek olan yine bu ülkenin siyaset hayatıdır. Politikacıyı, daha Meclise sokmadan, seçimlerde aday göstermeden önce başlaması gereken bu sorumluluk, Meclis’e girme sürecinden sonra da aynı hassasiyetle sürdürülmelidir.  

Parlemontonun üyesi olmakla birlikte “parlamenter” algısına zarar veren her çürük elmanın, anında ve sayısal çoğunluk gibi kaygulara düşmeden ayıklanması, bunun yöntemlerinin acilen geliştirilmesi gerekiyor. Belli ki Meclis buna ilişkin önlemleri almadıkça, politikacıya ilişkin algı, yukarıdan aşağıya doğru, yani Meclis’ten partilerin tüm teşkilatlarına doğru, aynı hassasiyetle inmeyecektir. 

Medya ve CHP’ye gelince… Güven, inanırlık, doğru politikalar geliştirebilme, kendini doğru anlatabilme, ilkeleri belirleyebilme gibi konularda esasen medya ve CHP’nin birbirinden pek farkı yok. Oturup gündemin gürültüsünden, günlük gelişmeler, olaylar ve politikalardan, bünyelerindeki gürültü çıkaranlardan ya da sessizce olup biteni seyreden pasif ama kadro tutmuş kişiliklerden sıyrılıp düşünmeleri gerekiyor. Kendi kendilerini avutacak her bahaneden uzak durarak, yarattıkları bunca gürültüye ve rüzgara karşın, neden vatandaşın kendilerine güven duymadığını hakikaten oturup düşünmeleri gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları 26

Yorumlar

  • Merhabalar Hocam,
    TSK o kadar da temiz değil. Nato ordusu bizim ordumuz. Herkesin bir subay tanıdğı vardır. Herkes bilir ki ABD’den icazet almayan hiçbir subay Orgeneral olmamaz bu melekette. Bunun aksini ispat eden bir örnek bile Türkiye’de yoktur. Emekli olan subaylar sayısız ihanetler anlattılar kitaplar yazıdılar. 300 teröristi sarıp imha etmek üzereyken Ankara’da bir emirle çok teröristin hayatı kurtarılmıştır.

    Bu şu anlama da gelmez: O zaman TSK’yı da Fatulllah Efendinin Cemaati ele geçirsin ve adam etisn. Tabi ki buna karşıyız. Ama önce teşhisi doğru koymamız gerekir. Artık TSK kimsenin uydu ordusu olmasın. Türk Ordusu, türk milletinin emrinde olsun.
    Şuan hükümetimiz tüm günahı orduya yıkıyor. Ama kimse demiyor ki “kardeşim bu memleketi TSK mı yönetiyor yoksa T.C Hükümet mi? ” Türkiye’deki her türlü sorundan hükümet sorumludur. Anayasa’nın özünde bu var. Terörle ilgili bir sorun çıktığından ne zaman Milli Savunma Bakanı çıkıp hesap verdi ya da sorunun çözümüne yönelik hesap sordu. Tabi ki bunlar olmadı. Öyleyse bizim memleketçe sorunumuz: Yönetim Sistemimizin sağlıklı çalışmamasıdır. Türkiye’nn yönetim sorunu vardır.

    AKP hükümetinin çok iyi yaptığı bir şey var: Kendisi için tehdit gördüğü kurumların hatalarını çok iyi kullanıyor. Ve bunu iç sayette hep propaganda aracı olarak kuruyor hem de hedef aldığı kurumu etkisiz hale getiriyor. Özetle AKP propaganda ve poltikayı gereğinden çok daha iyi yapıyor. Sistemin açıklarını kullanıyor, sisteme sızarak sistemin ta kendisi oluyor. Ş

    AKP’yi dengeleyecek bir parti şuan olmadığı için bu durumun böyle davam edeceğini inanıyorum. CHP ve diğer partilerde şuan için hiçbir umut yok. Şuan milliyetçi bir parti(mhp gibi hadım edilmiş ve içi boşaltılmış bir milliyetçilikten bahsetmiyorum)
    2011′de maclise girmesi olası .O zaman AKP biraz dizginlenecektir. Artık bakıp göreceğiz. Kürtlere yapılan inanılmaz tavizler ülkenin çoğunluğunda derinden bir rahatsızlık yaratıyor. O zaman AKP biraz dizginlenecektir.

    AKP’nin bilerek ya da bilmeyerek beslediği milliyetçilik gelecekte Kürtlerin geçmişte ermenilerle aynı kaderi paylaşmalarına neden olacağa benziyor. Çünkü artık Türkler arasında da “kürtlerle yaşamak istemiyoruz” sesleri derinden hissedilmeye başladı. İstanbul ve diğer büyük şehirler yaşayan kürtlerin(zenginler dahil) sürülmesi artık fantaziden çok bir zorunluluk halini aldı. Çünkü başka çözüm yolu yok.

    Murat Ödünç / 06 Eylül 2010, 02:54

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Etiket Bulutu

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive