Düşman, Tüketim Toplumudur/ Bölüm2 | Bielog | Bersay İletişim Platformu Blogu

Düşman, Tüketim Toplumudur/ Bölüm2

31 Mart 2010 - Yazar: Bersay İletişim Enstitüsü - Kategori: Genel, Söyleşiler
Etiketler: , ,

Kusto Röportajı  İkinci Bölüm

JACQUES COUSTEAU I BATI TELEVİZYONLARINI ‘60’LI VE ‘80’Lİ YILLAR ARASINDA İZLEMİŞ OLAN HERKES JACQUES COUSTEAU’NUN YEDİ DÜVELİ DOLAŞMIŞ OLAN CALYPSO ARAŞTIRMA GEMİSİNDEN YÜRÜTÜLEN ÜNLÜ “SUALTI SERÜVENLERİ”NİN HAYRANI OLMUŞTUR. ŞAŞIRTICI OLMASA GEREK; DOĞAL ÇEVRE İLE SON DERECE İÇLİ DIŞLI OLAN COUSTEAU, YAŞAMININ İLERİKİ YILLARINDA, SANAYİLEŞME İLE TÜKETİCİLİĞİN BEDELLERİ ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLADIĞINDA KÖKTENCİ BİR EKOLOJİST OLMUŞTU. 1997 YILINDA KAYBETTİĞİMİZ BU ÜNLÜ OKYANUS BİLİMCİYLE 1996 YILINDA, PARİS’TEKİ COUSTEAU TOPLULUĞU BÜROSUNDA NATHAN GARDELS’IN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SÖYLEŞİNİN İKİNCİ BÖLÜMÜNÜ YAYIMLIYORUZ.

Gardels: Demokrasi, piyasa ile tüketim toplumu, insanlara istedikleri şeyi istedikleri zaman – yani hemen şimdi – vermek üzerine kurulu. Tanımı gereği böyle bir sistemde geleceğin siyasal bir önemi yok, dolayısıyla sesi de yok.

Komünizmin çökmesi, geleceğe olan güvenimizi yok etti. Ama artık demokrasi ile piyasa muzaffer olduğuna göre, geleceği yeniden anımsamaya başlamamız gerekiyor. Bunu nasıl yapabiliriz?

Cousteau: Soğuk Savaş’ın ertesinde, başka tür bir devrime, kültürel bir devrime, düşünce tarzımızda köklü değişikliklere gereksinmemiz var.

Bu noktada gençlikten – ve eğitimden – umutluyuz . Gezegenin selameti, eninde sonunda, iş dünyasının ya da hükümetin önemli mevkilerine gelecek olanların gündelik kararlarına uzun vadeli bakış açılarını – gelecek kuşakların yazgılarını – eklemenin bir yolunu bulmaktan geçiyor.

Günümüzde, kimse geleceğin sorumluluğunu almak istemiyor. Neden? İnsanlar nesnel bilgilerden yoksun. Hükümetler kısa dönemli seçim kaygılarının esiri. İş dünyası üç ayda bir yapılan finansal sağlamlık ölçümleriyle meşgul. Geleceği en çok gündemine alması gereken Birleşmiş Milletler, ancak önerilerde bulunabiliyor, etkin kararlar alamıyor. Sonunda, üniversiteler ise ne yazık, piyasanın ahlakını benimsemiş durumda ve daha iyi yurttaşlar yetiştirmek yerine, öğrencilerini yalnızca başarı, servet ve daha fazla parayı hedefleyen acımasız rekabetin oyuncuları olarak kuruyor. Günümüz gençleri kısa dönemli zihniyete bağlı bir toplumsal tuzağa sürükleniyor.

Çağdaş toplumumuzdaki bu önemli zayıflıklardan söz etmek bence en önemli görev. Bu amaçla, UNESCO’nun katkılarıyla Cousteau Topluluğu dünyanın büyük üniversitelerinde geniş çaplı bir program ağı yaratmaya girişti; Belçika’dan Brezilya’ya, Hindistan’dan Çin’e ya da Birleşik Devletler’e kadar yayılan bu ağ, “ekoteknik yaklaşım” olarak adlandırdığımız ilkeyi benimseyecek. Buradaki temel hedef, doğal çevre yönetimine ilişkin disiplinlerarası yaklaşımı özendirmek, böylelikle iş dünyasından ekonomiye, mühendislikten doğa bilimlerine kadar tüm profesyonellerin eğitiminde çevreye ilişkin kaygıların da yer tutmasını sağlamaktır.

Kurumlar aracılığıyla gelecek kuşaklarımızın zihniyet yapısını değiştirmeyi hedefleyen böyle bir uzun yürüyüş bence en can alıcı noktadır.

Medya tarafından bu kadar etki altında tutulan gençliğe ulaşmak da önemlidir. Başka pekçokları gibi Cousteau Topluluğu da, gelecek kuşakları gündelik dünyaya dahil edebilmek için çocuk kitapları, filmleri yayınlıyor. Örneğin, kısa süre önce Fransızca olarak Cousteau Junior adlı resimli bir dergi dizisi yayımladık. Ted Turner’ın çizgileriyle Captain Planet gibi başka yayınlar çıkardık.

Elimizdeki tek umut ışığı, gençlerimizin hayal gücü ve gezegenimizin önümüzdeki 50 yılda yaşanacak nüfus patlamasıyla nasıl bir baskı altında kalacağının farkına varmalarıdır.

Gardels: Demokratik tüketim toplumumuzun kısa dönemli, acil çıkarlara olan imanı karşısında geleceğin de sesini duyurabilmek için Fransız Cumhurbaşkanı François Mitterand bir keresinde “ihtiyar heyeti” meydana getirmişti.

Bu küresel ölçekte de yararlı bir yaklaşım olabilir mi?

Cousteau: Mitterand, 1993 yılında “gelecek kuşakların haklarını savunacak” bir heyet oluşturdu, başkanı da bendim. Ama 1995 yılında makamımdan ayrıldım, çünkü Cumhurbaşkanı Jacques Chirac Fransa’nın nükleer denemelere yeniden başlayacağını açıklamıştı.

Bana göre torunlarımızın geleceğini savunmak ancak bir hoşgörü ortamında başarılı olabilir, ama böyle bir ortam da nükleer silah tehdidi altında mümkün değildir. Soğuk Savaş sonrası dönemde, ortada düşman yokken nükleer silah yeteneklerini korumak, kibirli bir rekabetten başka bir şey değildir.

Akil adamlar topluluğu – piyasanın üstünde konumlanacak bir tür yüksek heyet – oluşturmak yararlı olabilirse de, asıl gereksinmemiz olan bir ihtiyar heyeti değil, “gençler heyetidir.”

İhtiyarlardan bir heyet oluşturmanın altında yatan fikir, ayrı dünyaları birleştirmektir; diğer dünya da bugün içinde varlığını sürdürür. Başkaları da bunu, ihtiyarların “deneyimli” olmalarına dayandırır. Burada sorun şu; deneyim, değişimden korkmayı öğretir. Deneyim, düş gücünü öldürür. Deneyim insanları muhafazakar yapar. Gelecekteki tehlikelerle baş etmek geçmişin bilgeliğini değil, düş gücü gerektiriyor.

Gardels: Dolayısıyla, eğitim çabalarında hedefiniz, kalıcı değerlerin kısa dönemli kazançlara feda edidiği, gelecek kuşakların haklarının gündelik kararlara tabi kılındığı piyasa koşullarına bir karşı kültür oluşturmak, değil mi?

Cousteau: Karşı kültür olan piyasanın kendisi! Bizim söz ettiğimiz, herşeyi ekonomik istismara tabi kılmayan bir kültür inşa etmek.

Yazarın Diğer Yazıları 1

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Etiket Bulutu

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive