Jacoques Cousteau
Batı televizyonlarını 60’lı ve 80’li yıllar arasında izlemiş olan herkes Jacoques Cousteau’nun yedi düveli dolaşmış olan Calypso Araştırma Gemisi’nden yürütülen ünlü “Sualtı Serüvenleri” nin hayranı olmuştur. Şaşırtıcı olmasa gerek; doğal çevre ile son derece içli dışlı olan Cousteau, yaşamının ileriki yıllarında sanayileşme ile tüketiciliğin bedelleri ortaya çıkmaya başladığında köktenci bir ekolojist olmuştu. 1997 yılında kaybettiğimiz bu ünlü okyanus bilimciyle 1996 yılında, Paris’teki Cousteau topluluğu bürosunda Nathan Gardels’ in gerçekleştirdiği söyleşinin üçüncü bölümünü yayımlıyoruz.
Gardels: G7 ülkelerinin pek çoğunda insanların arabaları, buzdolapları var. Peki 1 milyon Çinli de bizim gibi tüketiciler haline geldiğinde – bırakalım aynı malları tüketmeyi, yalnızca beslenmelerini çeşitlendirseler bile – dünyanın hali ne olur?
Cousteau: Eğer Çinliler düzenli olarak balık yiyecek denli yüksek bir beslenme düzeyine ulaşırlarsa, okyanuslar onları besleyemez.
Daha ben yaşarken, denizleri kurutmuş durumdayız.
Dalışlara başladığımda, tüm deniz ürünleri – kabuklular, tuzlu ya da tatlı su balıkları – dünya protein tüketiminde onda birlik bir yer tutuyordu. Üstelik o zamanlar yeryüzünde bir milyar yedi yüz milyon kişiydik. Günümüzde ise balıkçılık sanayi karmaşıklaştı ve daha etkin oldu. Balık sürüleri elektronik olarak izlenebiliyor; balıkların yıl yıl nerede ve ne zaman üreyeceğini biliyoruz. Ama artık beslenmesi gereken beş milyar insanız.
Bunun da sonucu olarak, dünyanın toplam balık rekoltesi, insanların toplam protein tüketimin yüzde üçünü karşılar hale gelmesidir. Bu da yüzde 3’ten yüzde 1’e inecek, en sonunda biz 10 milyon kişiyi bulduğumuzda yok olup gidecektir. Denizin üretim yeteneğini yok etmiş olacağız.
Şu anda, fiilen dünyada tüm balıklar Batı tarafından yakalanıyor. Bir zamanlar kıyı şeritlerindeki ilkel halkları besleyen balıklar, şimdi Batı’nın kentli tüketicilerine satılıyor. Bu bir kültür mü karşı-kültür mü?
Bunlar balıkçılık hakkındaki gerçekler. Dolayısıyla, Çin’in denizlere dayanarak ayakta kalması olanaksız. İmkanı yok. İşaret ettiğiniz üzere, Çinliler’in yarısı araba sürmeye başlasa, gezegendeki atmosfer gazlarının istikrarlarını koruyabilmeleri de olanaksız.
Çin’den söz ediyoruz, çünkü bu ülke, dünyada nüfus yoğunluğunun en fazla arttığı yerler arasında. Sorunuz şunu ima ediyor: 10 milyon insanın yaşadığı bir dünyada, herkesin talihi aynı olabilir mi? Mümkün değil. Yeterince besin, enerji ya da yaşam alanı olacak mı? Bazı yerlerde öldürücü yokluklar yaşanacak, ama evet, eşitsizlikleri azaltabilirsek, gezegenimizde tahammül edilebilir yaşam koşullarının oluşturulabileceğine inanıyorum.
Kastettiğim “eşitlik” değildir. İnsanlar eşit değildir. Bazıları diğerlerinden daha yükseğe, hatta 20 kez daha yükseğe sıçrayabilir. Toplumda insanlar 10/1’lik bir farklılık oranına tahammül edebilir, ama 2000/1’lik bir eşitsizliğe edemez. Bugünkü gibi 60 insanın, tüm Afrika ülkelerinden daha fazla servete sahip oldukları bir dünyayı insanlar kabul etmez.
Peki büyük hayvanlar, zürafalar ya da filler için ne demeli? Dolaşacak, yiyecek, yaşayacak alan kalmayacağından, ilk ölenler onlar olacaktır. Aynı çevre koşulları için rekabet eden çok sayıda insan söz konusu olacaktır.
Onlar için yapılabilecek tek şey, Nuh’un Gemisi niteliğinde bir tür sığınak yaratmak, her türden bir çifti, ulaşılamayacak bir hayvanat bahçesine kapatmaktır.
Bu da bence gelecek insan kuşaklarının karşılaşması olası bir manzarayı anlatıyor.
Gardels: Kültürün karşı-kültürü yenemediği bir durumda, insanoğlunun yazgısının, filmlerinizde konu ettiğiniz Easter Adaları’ndaki insanların yazgılarına benzeyeceğini ileri sürüyorsunuz, öyle mi?
Cousteau: Evet. Easter Adaları, değişmediğimiz durumda tüm Yeryüzü’nün neye benzeyeceğini anlatan bir metafordur. Easter Adaları’ndan çıkan ders şu: kaynak kıtlığı üzerine gelen eşitsizlik, soykırıma, toplumsal çöküşe yol açar.
Bu da sır değil. Easter Adaları’na 7. yüzyılda 50 insan yerleşmişti ve nüfus 17. yüzyıla geldiğinde 70.000’i bulmuştu. Bu 10 asır sonunda tüm ağaçları kestiklerinden yağmurlar tüm toprağı silip süpürdü, kendilerini besleyemez oldular.
Toplum rahipler, denize bakan büyük putların yontucuları ile köylüler olarak bölünmüştü. Bu küçük adadaki kıtlığın sonucu olarak toplumsal düzen yıkıldı ve rahipler ile yontucuların ayrıcalıklarına karşı topyekün bir savaş başladı. Adanın bir köşesindeki mevzilerine sığınan bu kesimler, sonunda köylülere yenildi ve yok edildiler.
Köylüler pek çok insanı öldürdü – ve yedi – çünkü hiç yiyecekleri yoktu. Bundan sonra, nüfus azaldı ve ikinci bir ekime gidilse de verimli olamadı. İnsanlar, olanların, Tanrı’dan gelen bir uyarı olduğunu anladılar: Aşırı nüfus doğal çevreyi, kültürü yok etmiş, soykırıma yol açmıştı.
Easter Adaları deneyimini, tüm gezegen için geçerli olabileceklere ilişkin bir uyarı olarak kabul edebiliriz.
Yazarın Diğer Yazıları 1
- Gündem’e Özel Programı: Ali Saydam ile Bir Söyleşi
- İstanbul Tiyatro Festivali
- Figaro’nun Düğünü
- Kaos Yönetimi
- Batman Örümcek Adama Karşı
- Düzenli Anarşi Ortamında Krizleri Yönetmek
- İstanbul Film Festivali
- Beatles: Biyografi (1964-1966)
- Büyüleme=Enchantment
- Felsefe Eğitimleri Boğaziçi Üniversitesi’nde Başlıyor
- Şaban Kızıldağ ile Hayatı ve İnsanı Okuma Sohbetleri Başlıyor!
- “Gazze: Orta Doğu’da Barış Modeli” Oturumunun Türk Basınındaki Haber Söylemi
- Pazarlama 3.0
- Zamanın Tozu
- Etik Beyannamesi’ne CEO’lar İmza Attı
- Kriz Dönemlerinde Stratejik Pazarlama Eğitimi
- “İnsan Toplum Kültür Mirası” Sertifika Programı Yeni Dönemiyle Devam Ediyor.
- Yetenek Sarrafları
- Sonsuzluk ve Bir Gün
- !f İstanbul 2012
- Anna Karenina
- Vazgeçmek Özgürlüktür
- Salvador Dali Sergisi
- BİE Yüksek Lisans ve Doktora İletişim Bursları Sonuçları Belirlendi.
- Karşılıksız İletişim Bursları’nda Birinci Aşama Sonuçları
- Barney’s Version
- İspanyol Sineması’nda Gerçekçilik
- Halkla İlişkiler ve Reklam Anatomisi
- Hayal ve Hakikat
- The Social Animal
- Birdy
- Sanat Yaşamım
- 12. İstanbul Bienali (İsimsiz) 2011
- İletişim Sözlüğü Bielog’da
- Sinema Muhabbetleri Programı’na İlişkin Görüşler
- Akbank Caz Festivali
- 21. Akbank Caz Festivali
- Bersay İletişim Enstitüsü Yüksek Lisans ve Doktora Burslarına Başladı
- Berlin Üzerinde Gökyüzü: Der Himmel Über Berlin
- Film
- Filmekimi 2011
- Açık Kitap
- The Deer Hunter (Avcı)
- “Siyasal İletişim Danışmanlığı” Sertifika Programı Başladı
- Siyasal İletişim Danışmanlığı Programı
- DÜNYA SIKILMIŞ BİR LİMONA DÖNDÜ !
- ABD’DE BÜYÜK KAOS ŞİMDİ BAŞLIYOR !
- Ebru: Kültürel Çeşitlilik Üzerine Yansımalar
- Serseri Mayınlar
- Ramazanda Caz
- Türkiye Kurumsal Algı Endeksi (TKAE) Ölçümü Başlıyor
- “Üçüncü Göz” Resim Sergisi BİE’de
- BİE Uluslararası IAMCR Kongresi’nde İletişimcileri Ağırladı
- 18. İstanbul Caz Festivali
- Yoksa Siz Hala…
- Kelebek ve Dalgıç
- Siyasal İletişim Danışmanlığı Programı
- BİE’den 6 Öğrenciye IAMCR 2011’e katılım bursu
- Kolera Günlerinde Aşk
- Yeni Pazarlama Kuralları
- 39. İstanbul Müzik Festivali
- Bu Sergi, Aşkı Arayan Ruhların İzini Sürüyor…
- Ayşe Ege ve Moda Dünyasından Bakınca
- Pera Film: Temelde Kimim? Neyim Ben?
- Jules ve Jim
- Değişen Tüketici Kim
- Ayşe Ege ve Moda Dünyasından Bakınca
- Ayşe Ege Bu Akşam BİE’de…
- Nihat Gökyiğit’ten Yaşam Kalitesi ve Başarının Anahtarı
- Ece Sükan: “Kendi iç sesinle iletişim kurabilmek”
- Prof. Dr. Osman Müftüoğlu başarısının sırlarını anlattı
- Kerem Erginoğlu BİE’de
- Levent Erden’den “Marka” ve Türkiye üzerine
- Yılmaz Erdoğan: Söylenmişi Söyleme Yapılmışı Yapma
- Erdil Yaşaroğlu ile Karikatür Üzerine
- Prof. Dr. Celal Şengör anlatıyor
- Kendi Everestinize Tırmanın
- Kürşat Başar: “Yazarın kariyeri olmaz”
- Prof. Dr. Sevil Atasoy ile “Karanlığın Penceresinden”
- Prof. Dr. Kadıoğlu: “Bireysel çaba çok önemli”
- Cem Yılmaz BİE’deydi
- PR Ajanslarının Medya Karnesi
- Erkekler İnternetten ne ister?
- BİE’de bu hafta: Ece Sükan
- Siyasal İletişimi Anlamak
- Sudaki Bıçak
- 30. İstanbul Film Festivali
- Fütürizm ve Balenciaga
- Ayşe Ege Konferansı Ertelendi
- Küçük zannedilen Büyük Yürekler:
- Levent Erden’den “Marka” ve Türkiye üzerine
- Erdoğan:”Söylenmişi Söyleme, Yapılmışı Yapma”
- Zamanın Tozu
- Medya ve Çocuk Rehberi
- Yeni Yapıtlar, Yeni Ufuklar
- Erdil Yaşaroğlu ile Karikatür üzerine
- Yılmaz Erdoğan’la Çizgi Dışı Söyleşi
- İstanbul’un 140 Yıllık Ulaşım Serüveni
- Demirkırat Belgeseli (DVD Tanıtımı)
- Sağlık İletişimi ve Medya (Kitap Tanıtımı)
- Prof. Dr. Şengör anlatıyor:”Bilimde İletişim”
- Kendi Everestinize Tırmanın
- Başar BİE’de Konuştu: “Yazarın Kariyeri Olmaz”
- Saltanattan Sefalete Osmanlı Kedileri Bu Sergide
- Gazetecilik… Edebiyat Derken…
- Frida Kahlo ve Diego Rivera
- Aşk Tesadüfleri Sever
- Mehmet Turgut anlattı:”Fotoğraf mı?”
- Suyun Kıyısında Yaşam ve Ölüm
- Hayata Çalım At
- BİE’de ilk buluşma
- Prof.Dr. Sevil Atasoy konuk oldu
- Cem Yılmaz BİE’deydi
- 2001: A Space Odyssey
- Eş ve Müşteriyi Elde Tutmanın Sırları…
- “Atık Sanat Olunca” Sergisi BİE’de
- Cirque Du Soleil:Saltimbanco
- Soysuzlar Çetesi
- Perakende Sektörünün Türk Ekonomisine Etkileri
- Pazar Günkü Cinayet
- Ulak
- Client Relationship Management
- Kültür Başkenti Yılsonu Konseri
- İletişimde Mükemmellik Programı 3: “Çizginin Dışındakiler” Başlıyor
- Bir Şirin Pancaroğlu Projesi: ‘İstanbul’un Ses Telleri’
- İstanbul Dünya Müzikleri Festivali
- The Leopard
- Satış Gücünüzü Keşfedin
- İstanbul 2010 Ruhr – KRW Filmleri
- e-ticaret: Satışta Tsunami Etkisi
- Dünyaya Düşen Adam – The Man Who Fell the Earth
- “İstanbul’u Hatırlamak” Konferansı
- Reklamın Dili
- Invictus
- Efes Pilsen Blues Festival
- Yedinci Mühür
- Popülizm ve Özal-Erdoğan
- İstanbul Resitalleri
- Atatürk ve Anadolu Ajansı
- Alphaville
- Filmekimi: Sonbahar Film Haftası
- Konuşan Markalar Dönemi
- Karşılıksız İletişim Bursu…
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül BİG 20. Yıl Zirvesinde
- Biz Kimiz?
- Hayallerin Peşinde
- 20. Akbank Caz Festivali
- Halkla İlişkiler Üzerine: Disiplinlerarası Bir Alanın Yönelimleri
- Kanlı Pazar
- İstanbul’un Hayal-et Yapıları Canlanıyor…
- İstanbul 1910-2010 Kent, Yapılı Çevre ve Mimarlık Kültürü Sergisi
- Kulaktan Kulağa Pazarlama İletişimi (WOMM)
- Yeni Normal
- Goldstone Raporu
- Türkiye’nin Kalbi Ankara
- U2 İstanbul Konseri
- Yönetim Kurulları için Kurumsal Yönetim Prensipleri
- Ramazanda Caz
- Kilimanjaro’nun Karları
- Rashômon
- 1. Uluslararası Gençlik Orkestraları Festivali
- Türkiye’nin 90 Yılı
- İletişimde Mükemellik Programı 2:”Geleceği Tasarlamak”
- İletişimde Mükemmellik Programı 1:”Dünya Görüşü”
- İş Dünyasında Zirveye Giden Yol
- Adalar Müzesi’ne Doğru
- Palermo’da Yüzleşme
- İşte Özgür Dünya
- 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali
- Sideways
- 1. İstanbul Uluslararası Opera Festivali
- İletişimde Mükemmellik Programı 2
- Hiroşima Sevgilim
- 21. Yüzyılda Pazarlama Profesyonelinin Halkla İlişkiler El Kitabı
- Yakındoğu Üçgeninde Geleceği Öngörmek
- Solaris
- The Global Corporate Brand Book
- İstanbul Müzik Festivali
- BİE’de Yaz Akşamlarında…
- Hekate’nin Şarkısı
- Managing the Nonprofit Organization
- Capote
- EDEBÎSTANBUL Roman ve Öykülerde İstanbul
- Dünya’nın Tanıklığında Türkiye Ekonomisi 1980-2010 Dönüşümün 30 Yılı
- 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali
- Teneke Trampet
- Fil Olun
- ‘ 2010 Dünya Chopin Yılı’ Kutlamaları
- Alfred Hitchcock Koleksiyonu
- Dünya’nın Geçici Bekçileri
- Kalabalıkların Gücü, Bir İşin Geleceğine Nasıl Şekil Verebilir?
- Tiffany’de Kahvaltı
- Düşman, Tüketim Toplumudur/Bölüm 3
- Düşman, Tüketim Toplumudur/ Bölüm2
- Düşman, Tüketim Toplumudur
- Ertuğrul Özkök´ü dinledim…
Etiket Bulutu
Videolog
Arama
Kategoriler
- Araştırma/ Makaleler (11)
- Eğitim-Estetik-Eğlence (130)
- Etkinlikler (44)
- Filmler (42)
- Kitaplar (44)
- Genel (325)
- Manşet (257)
- Söyleşiler (8)
- Takvim (215)
- Videolog (17)
- Konferanslar (16)
- Röportajlar (1)









