Biraz olsun sanat
Etiketler: akıl/gönül, Biraz olsun, hesapsızlık, Sanat, tutulma/tutunma
Duygu Ülgen
Ah şu hayat, ah bu düzen, her konuda ve her koşulda nasıl da sürekli hesaplar ve planlar yapmayı öğretir bize! İş hayatındaki planlamalarımız yetmezmiş gibi bir de kısa, orta ve uzun vadede gelecek planları yapar yapar koyarız önümüze. Kader karşısındaki zayıflığımıza inat, daha hesaplı, daha hesapçı, daha titiz formüller geliştirmeye çalışır, garanti belgelerimizi tasdikler dururuz kendimizce.
Sırf güçlenebilmek için mi?
Hayır, sadece güçlü görünebilmek için!
Farkında bile olmaksızın nasıl da her saniye planlamalar yaptığımızı biraz olsun durup düşünmeli. Sabah kaçta kalkacağız, ne yiyeceğiz, ne giyeceğiz, kariyer planımızı nasıl düzenleyeceğiz, ne zaman evleneceğiz, ne zaman çocuk yapacağız? Bütün yapıp etmelerimize biraz olsun yeniden bakmalı!
Zaman yönetimi yapmakla şişinen bizler, bizzat zamanın kurbanları olduğumuzun farkında bile değiliz. Öyle ya, “Durdurun zamanı, çekiliyorum bu yarıştan!” diyen, diyebilen, diyebilecek olan kaç kişi var aramızda? Veya niyeti böyle olup da amacına ulaşabilen var mı ?
Gerçekte korkuyoruz, hem de çok korkuyoruz, suyun akışına kapılmaktan, işleri oluruna bırakmaktan korkuyoruz. Daima alarm durumunda yaşıyor, korkularımızı sandıklara sıkıştıra sıkıştıra dünyaya aidiyet duygumuzu aklımız sıra daha da güçlendirmeye çalışıyoruz. Çarpıyor, bölüyor, çıkarıyor, topluyor, fayda-maliyet analizini kusursuzca yapmaya çalışarak geriden bakakalan yorgun ve renksiz ruhlar seyrettiriyoruz anca birbirimize. Tuhaf olanı şu ki çoğu zaman bu kadarcık bir gerçeği bile kendimize itiraf etmekten kaçınıyoruz.
Neden böyle bir oyuna ihtiyaç duyarız peki? Niye kandırırız kendimizi her şeyin elimizde olduğu yalanına?
Elbette en az maliyet karşılığında en fazlasını alabilmek için!
Darmadağın olmadan yarışın sonunu getirebilmek ve hiç değilse en az hasarla ayrılabilmek için bu diyardan, mecburuz hesaplara, planlara ve güya kendimizce yararlı birtakım öngörüleri gerçekleştirmeye. Bu nedenledir ki bazılarımız biraz olsun gönlün fısıltılarını güçlendirmektense her daim aklın gücüyle nârâlar atmayı bir marifet sayar; plancı, akılcı, düzenci tafralarından kaçınamaz bir türlü. En nihayet böyleleri için hayatın en büyük getirisi, en büyük götürüsü olmaya da mahkumdur bu yüzden.
En korktuğumuz şey, kadere, yani meçhule, yani bilinmeze teslim olmaktır. Her ne kadar arayı var gücümüzle doldurmaya çalışsak da gerçekte zamana ve kadere bir tek ilk ve son nefeste teslim oluruz mecburen.
İşte çırpınışlarımızın binbir türüne karşın yaşam ortaklığımızı kader hâline getiren en büyük insanî mutabakattır bu! İnşa ettiğimiz sistemin ne derece anlamsız olduğunu gösterir, mükemmel bir cevap çarpıverir yüzümüze.
Hakikat apaçık ortada aslında. Ne var ki bu hakikati görmeyen, görmek istemeyen ve ona kendince engel olmaya çalışan da bizden başkası değil!
İşimiz zor, yükümüz ağır. Uzaktan daha ne kadar bakacağız kendimize ve kendi gerçeğimize?
Yorgunuz hepimiz, hem de çok yorgun. Bir an bile unutamıyoruz zamanı, bir an bile unutmaya çalışmıyoruz kendimizi ve hesaplarımızı.
İşte tam da bu noktadadır ki hesapların nefes alma durakları, sanatın duraklarından geçer. Sanat, kanırtılan yaralarımıza biraz olsun melhem olmakla kalmaz, yorgun ruhlarımıza en masum terapi ve arınma seansları da hediye eder.
Sanatın bütüne bakma, bütünü işaret etme gücü neredeyse kusursuzdur. Öyle ki sanatın kendine özgü hesabı insanoğlunun hesaplarını biraz olsun bozmak için, yani bizlere bir anlığına bile olsa hesapsızlığı yaşatmak için devreye girer. Aklımızın ve gönlümüzün barışma/birleşme noktasına ev sahipliği yapar. Aklımızın ve gönlümüzün aynı anda tekliğe ulaşabildikleri ve bütün güçleriyle ruhlarımıza nüfûz edebildikleri tek yer burasıdır.
Belki tamamiyle değil ama biraz olsun hesapsızlığa ihtiyacımız var; biraz olsun koşulsuzca nefes almaya ve biraz olsun zamanı unutmaya…
Sanatın hesapları bizi kendi hesaplarımızdan, kendimizce hesaplamalardan ancak bu kadarıyla kurtarabilir. Bizi biraz olsun sanat kurtarabilir ancak!
Sanata tutunmaya ve tutulmaya ihtiyacımız var. Çünkü sanatın kusurlarımızı örtmesine, eksiklerimizi tamamlamasına ihtiyacımız var.
Bizler aklımızca yoldan çıkmadan, ruhlarımızı, coşkularımızı ve coşkumuzu törpüleye törpüleye hayat yolunda yürümeye çalışırken, sanat gelsin de hesapsızca sıkıntılarımızı unutturmak için biraz olsun yoldan çıkarsın bizi!
Sadece sanat!
Biraz olsun sanat!
Yazarın Diğer Yazıları 17
Etiket Bulutu
Videolog
Arama
Kategoriler
- Araştırma/ Makaleler (11)
- Eğitim-Estetik-Eğlence (130)
- Etkinlikler (44)
- Filmler (42)
- Kitaplar (44)
- Genel (325)
- Manşet (257)
- Söyleşiler (8)
- Takvim (215)
- Videolog (17)
- Konferanslar (16)
- Röportajlar (1)









