60 Yıldır Markayız | Bielog | Bersay İletişim Platformu Blogu

60 Yıldır Markayız

04 Ağustos 2010 - Yazar: Prof. Dr. Suat Gezgin - Kategori: Genel

Prof.Dr. Suat GEZGİN

 

Biz değerlerimize geç sahip çıkarız, geç farkına varırız. Bu değerlerimizden biri de hiç kuşkusuz şair Nazım Hikmet’tir. Düne kadar kendini şairden uzak tutanlar, bugün şairin dizelerinden alıntılar yaparak konuşmaktadır. Nazım Hikmet, “yaşamaya dair” şiirinde yaşamayı ciddiye alacaksın der. “Kocaman gözlüklerle”, “beyaz gömlekle” laboratuvarda insanlar için ölmeyi, hatta 70’inde zeytin ağacı dikmeyi salık vermektedir. Yine Diyarbakırlı Celal Güzelses’e atfen okunan “yaş destanı”nda yaşamın diyalektiğini yakalayan ayrı bir güzelliktir. Ozan Nazım Hikmet, yaşamın güzelliğini ve umudunu dizelere dökerken, Güzelses de insanın yaşamını yaşlar vererek destansı bir biçimde anlatır. Der ki, 60’ında duman bürür gözünü… Yaşlılığı anlatır ve devam eder bu ağırlık destanda.

Bizim yaş destanımızda da 60. yıla vardık. Gözümüzü duman değil, ışık dolduruyor. Umudumuz, coşkumuz sadece 60’ında değil, 70’inde, 80’ninde, 100’ünde de “zeytin fidanı” diktiriyor. Ciddiye alıyoruz, yaptığımız işi. Bir bilim yuvası olarak değerli ozanın betimlemesiyle iletişim dünyası, iletişim biliminde insanlık için çalışıyor, üretiyor ve uğraş veriyoruz. Bu yıl 60’ındayız bu destanın, öykünün…

Biraz öykünün, destanın satırları arasına bakarsak…

Reklam dünyasının en önemli kavramlarından biridir;  marka. Marka yaratmanın ne demek olduğunu, nasıl zorlu bir iş olduğunu en iyi reklamcılar bilir. Böylesine ticari bir kavramı, akademik dünya için kullanmak çok doğru değildir belki,  ancak, bilindiği üzere akademik camianın da markası, markaları vardır! Üniversite deyince akla gelen ilk yer hiç kuşkusuz İstanbul Üniversitesi’dir. Hemen hemen bütün Türk filmlerinde üniversiteye gitmenin göstergesi, İstanbul Üniversitesi’nin ana kapısıdır. İstanbul Üniversitesi’nin marka olmadığını kim söyleyebilir. Bir diğer önemli marka da hiç kuşkusuz İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’dir…

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi marka; çünkü, Bab-ı Ali’nin hemen yanında. Marka çünkü, yetiştirdiği akademisyenlerle Türkiye’deki tüm iletişim fakültelerine kaynak olmuş ve hemen hemen her fakültede yer aldığı kendinden birilerinin yer aldığı biliniyor. Marka çünkü, öykünmelere yol açıyor… Marka, sıkı takibi zorunlu kılar. Biliniyor ki, birçok iletişim fakültesi İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin yapılanmasınını kendilerine örnek alıyor ve uygulamalarını takip ediyor. “Referans marka” tanımı pek uzak kalmaz herhalde İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi için.

Hiçbir fakültenin haber ajansı yokken, bizim “İstanbul Üniversitesi Haber Ajansı” vardı.

Hiçbir fakültede araştırma birimi yokken bizim “Akademik Medya ve Kamuoyu Araştırmaları Grubu – Akademedya” vardı.

Hiçbir fakültede radyo, televizyon yokken İstanbul Üniversitesi Radyo – Televizyonu – İÜRTV vardı.

Yine hiçbir fakültede “Halkla İlişkiler Grubu” yeni adıyla “İletişim Kulübü” yokken İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde vardı.

Bu yıl 60. yılımızı kutluyoruz. Biliyoruz ki, birçok eksiğimiz de var. Öncelikle belirtmek gerekir ki,  bugün vardığımız nokta, çok yoğun emeklerin, katkıların sonucunda gerçekleşmiştir. Tüm bileşenlerin (akademik-idari çalışanlar, öğrenciler, mezunlar, sektör) ilgisi, desteği hep yanımızda olmuştur. Herkesin bu yapının inşasında harcı bulunduğunu belirtmek isterim.

Bir diğer önemli dile getirilmesi gereken nokta da, bizleri her koşulda yalnız bırakmayan değerli dostların katkılarıdır. Bizim heyecanımızı paylaşan ve kapılarını her çalışımızda bizden desteklerini esirgemeyen tüm dostlara da teşekkür, boynumuzun borcudur. Kamudaki sınırlılıklar kelimenin tam anlamıyla “yaratma”yı gerekli kılar. Eksiklikler, yoksunluklar çözüm üretmek zorunda olduğunuz sorunlardır. Kamudaki idareciler bu tabloyla sık sık karşıya kalırlar. Bir yönetici, idareci olarak ifade etmeliyim ki, değerli dostlarımızın duyarlılığı, desteği ve ilgisi bizim “yaratıcılığımızı” en üst düzeye ulaştırmıştır.

Fakültemizin gerek fiziksel koşullarını, gerek akademik düzeyini, etkinliklerini, ağırlığını dikkate aldığımızda önemli bir düzeye ulaştığımızı belirtmemiz gerekir. Elbirliğiyle, işbirliğiyle, dayanışmayla ve her şeyden önce bütün bileşenleriyle bu 60 yıllık öykünün, destanın kahramanları olduğunu belirtmek isterim. Elbette eksiklikler, yetersizlikler var. Bunun karşılığı, anlamı; daha fazla çalışmaktır. Hep beraber, elbirliğiyle, dayanışmayla, imeceyle!

Gazetecilik Enstitüsü’nün kuruluşu 29 Kasım 1950. Aradan tam 60 yıl geçmiş. 60 yıllık köklü bir eğitim-öğretim kurumu olmak, marka olmak sorumluluğu daha da arttırıyor. Mevcut yapı ve koşullarda, yanlışın karşısına doğruyu koymak, çirkinin yerine güzeli öne çıkarmak, meslek etiğini gözetmek bizlerin sorumluluğudur. Tüm bunlar omuzlarımızdaki yükü biraz daha da ağırlaştırıyor. Bugüne kadar olduğu gibi tüm yoğunluğuna, zorluklarına ağırlığına karşın, bu güzel tablonun verdiği şevkle daha da iyisini, güzelini yaratacağız. Bu güç, enerji ve coşku bizlerde var!

60. yılımız hepimize kutlu olsun!

60. yıl kutlamasında bir burukluğumuzdan da sözetmek gerekir. Marka dedik, çok iyi biliniyor ki, iletişim akademisyenleri arasında marka olan biri de hiç kuşkusuz Ünsal Oskay Hocamızdır. Kendisini rahmetle ve saygıyla anmak istiyorum. Hepimize emeği geçmiş, katkısı bulunmuş bir isimdi. Ne yazık ki, geçtiğimiz yıl Ekim ayında kendisini yitirdik. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları 25

Yorum Yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Etiket Bulutu

Bu blog Bersay İletişim Platformu ürünüdür. Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Yazarın adı bildirilerek, ve yazıya link verilerek bir paragrafı aşmayacak şekilde alıntı yapılabilir. Herhangi bir yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. © 2000 - 2009

Altyapı: Wordpress
Tasarım/Uygulama: Urbsz | Urban Interactive